Bugun...



TTE GÜNDEMİ VE YERSİZ ÇARPITMALARA CEVAP
Tarih: 09.01.2018


12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğünün devrimci tutsakları sindirmek ve boyun eğdirmek için başlattığı TTE uygulamalarına karşı binlerce tutsak uzun yıllar direnerek mücadele destanları yazdılar. Metris Askeri Cezaevi İşkence merkezlerinden biriydi ve tüm devrimciler tek vücut olup direndiler. Bir grup devrimci bu mirası rededip kendisine mal etmeye soyundu. Amaç yeni bir provokasyon ortamı yaratarak birilerine mesaj mı vermeye çalışılıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor.



Metriste direnişin önemli mihenk taşlarından biri olan Devrimci Kurtuluş taraftarlarının Alınteri Gurubuna verdiği cevap son derece anlamlı olduğu için paylaşmayı devrimci bir sorumluluk kabul ediyoruz.

"Sayın Alınteri Dergisine,

Derginizde yayınlanan bir röportaj nedeniyle cevap hakkımızı kullanmak istiyoruz. Sosyalist demokrasi gereği gereğini yapacağımıza umuyor, başarılar diliyoruz. Dostlukla

CEZAEVLERİ TARİHİ ÇARPITILARAK YAZILAMAZ

12 Eylül  döneminde, biz aşağıda  imzası  bulunan MLSPB davası eski tutsakları olarak ; Tek Tip Elbisenin tekrar  gündeme  gelmesi  nedeni ile aşağıda yer alacak olan açıklamayı yeni sürece de  ışık tutması  amacıyla gerekli  gördük.

1-) 12 Eylül  cuntasının TTE uygulamaya almasından sonra; Fiili direniş çizgisinde  bulunan tüm gruplar ve  kişiler TTE’yi  giymeyi reddetmiş ve zorla  giydirilen TTE’ler  yırtılarak atılmıştır. Bu direnişe karşı Cezaevleri  yönetimlerinin verdiği karşılıksa 2 yıla  yakın sürdürülen tecrit  ve ziyaret  yasağı olmuştur.

 Tecridin belirli aşamasında, bazı gruplar ve kişiler “geri çekilme” adı altında TTE’yi giymeyi kabul  etmiştir.  Biz MLSPB davası tutsakları olarak  TTE’yi  giymediğimiz  ve yine DHB, Partizan Yolu, Çayan Sempatizanları, Savaşçılar, Cephe Yolu, Kawa, Devrimci Savaş, HDÖ, Otonom davası tutuklularının da TTE’yi giymediğine tanıklık ettiğimiz  halde “Sadece Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB) ve Devrimci-Sol (Dev-Sol) davalarında yargılanan komünist ve devrimci tutsaklar, her ne pahasına olursa olsun giymeme kararlılığını sürdürdüler."(Selim Açan – Alınteri Dergisi) türünden  beyanatlar  tarihsel  gerçekliği tahrif etmektir.

Elbette ki bu arkadaşın kendi programları doğrultusunda yaptıkları ölüm orucu eylemini “doğru bulması” nedeniyle katılım göstermeyenleri “eleştirme” hakkı saklıdır. Ve yine bizimde buna verebileceğimiz yanıtlar vardır. O süreçte yanıtlanmıştır da. Fakat, eleştiri yapma  “hakkını” kullanmak yerine, ideolojik mücadele alanının da dışına  çıkarak çarpıtma ve karalamaya başvurması, çok övünerek  kendi çevresinde tekelleştirdiği Komünist olma ahlakına tezat oluşturmuştur. Beklentimiz bu  eski dostumuzun beyanatını tarihsel gerçekler  çerçevesinde tekzip  etmesidir.

2-)  İstanbul  Cezaevlerindeki direniş  hattını sadece tek tip elbiseye  karşı  yürütülen mücadele ve ölüm orucu  eylemine  indirgeyen, Askeri Cunta  kurumlarının “askerleştime”, ”bağımsızlaştırma” amaçlı  yaptığı yoğun baskı ve işkencelere  karşı yüzlerce devrimcinin  yürüttüğü Fiili  direniş  hattını görmezden  gelerek, direniş ve teslimiyet çizgisini  (Tektip  elbisenin giyilmesini  doğru bulmadığımız  halde ) tektipi  giyenler ve giymeyenler diye bölen ve direnişçilerin bir  bölümünü ötekileştiren tüm açıklamaları  kınıyoruz. Cezaevleri direnişinin başarıları çeşitli davalardan yargılanan tutsakların ortak eseridir. TTE’nin bazı  gruplarca giyilmesi direniş hattında zafiyet yaratmış olması  bakımından ciddi  bir eleştiriyi hak etmekle  birlikte.  Bu arkadaşların başka birçok yaptırıma direndikleri gerçeğini kabullenmemek, diğer direniş hatlarında, direnişin kitleselliğinin korunmasında önemli rol oynadıklarını görmemek, tüm  cezaevi  tarihini çarpıtmak olur.

3-) Dev-Sol ve TİKB davasından yargılanan arkadaşların kendi programları doğrultusunda başlattığı ölüm orucuna katılmamış olmamız; Ölüm orucunu –en azından o şartlarda- doğru bir eylem modeli olarak benimsemememiz, TTE sorununu çözemeyeceğine dair öngörümüz ve TTE’ ye karşı yürütülen  mücadelenin fiili direniş ve  giymeme noktasındaki ısrarcı politika ile mümkün olacağına dair inancımız gereğidir. Nitekim Ölüm orucu sonlandığında TTE sorunu çözülememiş, fiili direniş çizgisi devam ettirilerek, gerek başta tutuklu yakınları olmak üzere demokrat kamuoyunun direnişçilere desteği gerekse de, konjonktürel  bir takım faktörler nedeniyle önce TTE’ye direnen tutuklulara daha sonraki süreçte tüm  tutsaklara sivil giysiler verilerek sonlanmış  ve direniş  başarıya  ulaşmıştır.

4-) Kendi gerçekliğini yazma yerine başkalarını değersizleştirmeye çalışan, çarpıtan, inkarcı, tarihi kendine göre yazan, her türlü olumlu şeyleri kendi hanesine atmaya çalışan anlayışların bugüne kadar devrimcilere bir yararı olduğu görülmemiştir. Birliğe, mücadeleye, dostluğa ve geleceğe taşıyacağı bir mesajı da yoktur. 

Devrimci-demokrat kamuoyunun birlikte güncel sorunları tartışma ve çözüm bulmak için enerji sarfetmesi gereken bir süreçte geçmişte yaşananların sübjektif bir şekilde kamuoyunda tartışmasına vesile olmak sürece katkı sağlamaz, zarar verir.  Saygılarımızla.

Hasan Şensoy,    İbrahim Yirik,  Muzaffer Başar,  Süleyman Sezer,Ayşe Hülya Şensoy, Metin Ulu,  Türker Demirci, Yusuf Ziya Şülekoğlu,   Fevzi Göktan,  Süleyman Biber,Battal Oğun,  Ali Kazaklı, Necdet Coşkun,  Hünkar  Satılmış,  Muzaffer  Karakoç, Ömer Müjdat Tekinalp,Işık Ergüder, Gürsel Şamiloğlu,  Hulusi Zeybel,  Sadık Altun, Çetin Albayrak, Cihan Durmuş, Sinan Şener."




Bu haber 882 defa okunmuştur.

YORUMLAR

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM HABERLERİ

YAZARLAR
EN ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HAVA DURUMU (İSTANBUL)
İSTANBUL
ANKET
resmi ilanlar Yapay Çiçek
altın
REKLAM VE SPONSOR ALANI
YUKARI