Bugun...



FİDEL / SİDRE VE GAYYA
Tarih: 28.11.2016


Biz 1969'dan itibaren Küba Devrimi'ni, anti- faşist, anti- emperyalist bir devrim olarak değerlendirdik. Devrim, iktidarı ele geçirdikten sonra ağır Amerika tehditlinin de etkisiyle yönünü, Sovyetlerin başını çektiği sosyalist bloka çevirmiş ve giderek bu blokla bütünleşmişti.



Muzaffer Oruçoğlu

Muzaffer Oruçoğlu

FİDEL
Biz 1969'dan itibaren Küba Devrimi'ni, anti- faşist, anti- emperyalist bir devrim olarak değerlendirdik. Devrim, iktidarı ele geçirdikten sonra ağır Amerika tehditlinin de etkisiyle yönünü, Sovyetlerin başını çektiği sosyalist bloka çevirmiş ve giderek bu blokla bütünleşmişti.

Fidel, barış içinde bir arada yaşama, barış içinde geçiş gibi tezleri savunan Sovyetler ile bu tezlere karşı çıkan ve emperyalizme karşı dünya halklarının silahlı mücadelesini savunan Çin arasındaki mücadelede tavrını Sovyetlerden yana korken, Che Guevara, Kruşçev-Brejnev çizgisine mesafeli davranmış ve silahlı mücadeleyi başlatmak için Latin Amerika'ya gitmiştir.
Sovyetler, daha sonra barış içinde geçiş tezini askıya aldı. Düzenlediği askeri darbe ve işgallerle yayılmacı bir siyaset izledi.

Fidel, Sovyetlerin özellikle Afrika ve Latin Amerika da yayılma siyasetinin hararetli bir savunucusu ve icracısı oldu. Bu bir devrim ihracı gibi görünüyordu ama, sermaye ihracı, askeri darbe ve işgal hareketleri durumun öyle olmadığını gösteriyordu.

 
Kruşçev- Brejnev hattının gedikli bir savunucusu olmasına rağmen, Fidel'in ömrü, Amerikan emperyalizmine karşı mücadele olarak ortaya çıkıyor. Onun, Che çizgisinde kalmasını tercih ederdim. Fidel'in, Kruşçev-Brejnev çizgisine yönelttiği tek bir eleştirisi var mıdır bilmiyorum. Olsa şaşırırdım. Çünkü nihayetinde o da devleti ve devlet mülkiyetini elinde tutan bürokrat burjuvaziye dayanıyordu.

 Sadece o mu? Mao bile sürekli cebelleştiği, alt edemediği, alt ettiğini sandığı bürokrat burjuvaziye dayanıyordu. Aralarındaki fark, birinin mücadele etmesi, diğerinin ise onu temsil etmesidir. Sonuç olarak Fidel'i tüm vahim hatalarıyla birlikte ele alıp eleştirmek, onu Simon Bolivar, jose Marti silsilesinde görmek ve faziletlerini de sahiplenmek gerekiyor

 

SİDRE VE GAYYA

Eleştirileri anlamaya çalışıyorum ve Fidel'in faziletlerini de unutmuş değilim. Ben sadece methiyelerin altında kalan gerçeğe dikkat çekmek istiyorum. 1980'ne geldiğimizde, tüm dünyada Sovyetlerin finanse ettiği, (Küba rakamlarıyla söylersem) kırk bin Küba askeri vardı. Bunların bir bölümü Etyopya'da, Sovyet yanlısı, darbeci Mengistu Haile Mariam saflarında, ülkenin kuzeyindeki Tigre ve Eritre'nin yoksul halk ayaklanmalarına karşı savaşıyordu. Küba'nın doktor ihraç etmesini elbetteki ben de alkışlarım, ama bu doktorların bir bölümünün, kırk bin askerle birlikte, onların sağlık ihtiyaçlarını karşılamak üzere ihraç edildiğini de gözardı edemem. Sovyet darbelerini, yayılmacılığını, Afganistan işgalini savunuyorsak, o zaman tabi ki Fidel eleştirisinin bir anlamı olmaz.

Elden ayaktan düşünce veya ölünce, yerine akrabasını veya seçtiği halefi geçiren yıllanmış liderlerimizi yüceltmeye devam edelim. Bunu yaparken de aziz liderimizin, sadece faziletlerinin değil, günahlarının da lideri olduğunu hatırlayalım hiç değikse. Hepimiz tanrı ve şef kültüründen, tek yönlü methiye veya yergi ahlakından geliyoruz. Övdük mü Sidre Makamı'a çıkarırız, yerdik mi Gayya Kuyusu'nun dibine indiririz. Normaldir. Hayat bize gülüyorsa ve biz bunun farkında değilsek, sorun yoktur.

 

 




Bu haber 913 defa okunmuştur.

YORUMLAR

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET HABERLERİ

YAZARLAR
EN ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HAVA DURUMU (İSTANBUL)
İSTANBUL
ANKET
resmi ilanlar Yapay Çiçek
altın
REKLAM VE SPONSOR ALANI
YUKARI