Bugun...



CHP seçim bildirgesinin tamamı
Tarih: 30.09.2015


CHP, yine toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir seçim bildirgesi hazırlamıştır.



ÖNSÖZ 
 
1 Kasım’da erken seçime gidileceğinin açıklanmasının ardından partimiz, 
hiç vakit kaybetmeksizin Seçim Bildirgesi’ni güncelleme çalışmalarına 
başlamıştır. Bu süreçte, 7 Haziran Genel Seçimi öncesinde olduğu 
gibi, seçim bildirgemizin geniş bir katılımla hazırlanmasına özel önem 
verilmiştir. Tüm parti örgütlerimizin, STK’lerin, akademisyen ve uzmanların 
görüş ve önerileri titizlikle incelenmiştir. Bu anlayış doğrultusunda 
CHP, yine toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir seçim bildirgesi 
hazırlamıştır. 
 
7 Haziran Genel Seçimi ile yurttaşlarımız, 13 yıldır devam eden tek parti 
iktidarını sona erdirmiş ve değişim istediğini açıkça göstermiştir. Partimiz, 
seçimlerden çıkan bu sonuca saygıyla yaklaşmıştır. Bir ateş çemberinden 
geçen ülkemizin hükümetsiz kalmaması ve yaşanan sorunlara kalıcı 
çözümlerin bulunması için her türlü fedakârlığı yapmıştır. “Önce Türkiye” 
ilkesiyle hareket eden tek parti olan CHP, gelecek seçimleri değil, 
Türkiye’nin geleceğini düşünmüştür. Türkiye’nin geleceği için uzlaşma 
aramıştır. Kutuplaşmayı ortadan kaldırmanın ve ortak aklı egemen 
kılmanın peşinde olmuştur. 
 
CHP tüm siyasi partilerle görüşebilen, tüm toplum kesimlerinin 
başvurabildiği tek parti konumundadır. Diğer partiler, CHP’nin mutlaka 
iktidarda olması gerektiğini açıkça ifade etmişlerdir. Yurttaşlarımız, 
CHP’nin Türkiye’nin gerçek birleştirici gücü olduğunu söylemektedirler. 
 
Tam 13 yıldır tek başına iktidarda olan AKP, Türkiye’yi yönetememiştir. 
Bu dönemde Türkiye’nin yapısal hiçbir sorunu çözülememiştir. Aksine 
her alanda sorunlar derinleşmiş, Türkiye’nin önündeki büyük fırsatlar 
kaçırılmıştır. Ülkemizin çok değerli zamanı boşa harcanmıştır. Bu nedenle 
yurttaşlarımız karşı karşıya olduğumuz önemli sorunları çözmek için yeni 
bir siyasi anlayışa ihtiyaç duyulduğunu söylemektedir. 
 
Türkiye’yi buhrandan çıkaracak olanlar, geçtiğimiz 13 yılda hayati önem 
taşıyan her konuda “kandırılanlar” değil, tüm bu konularda bilgisiyle 
ve öngörüsüyle haklı çıkanlardır. CHP, Türkiye’nin sorunlarına dair 
bilgisini, eleştirilerinin doğruluğunu ve çözüm önerilerinin gerçekçiliğini 
kanıtlamıştır. CHP, içinde bulunduğumuz sorunlara ilişkin en doğru 
teşhisleri yapan ve en doğru çözümleri ortaya koyan partidir. İşte bu 
nedenle Türkiye’nin sorunlarını çözebilecek tek siyasi parti CHP’dir. 
 
CHP ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve çatışmacı yönetim anlayışına son vermeye 
kararlıdır. Hiçbir vatandaşımızı ikinci sınıf vatandaş olarak görmeyen 
CHP, hiç kimseye “makbul vatandaş” ya da “öteki vatandaş” gözüyle 
bakmamaktadır. CHP, hangi toplum kesiminden gelirse gelsin, hangi etnik 
kökene, inanca veya siyasi görüşe sahip olursa olsun, tüm yurttaşlarımızın 
haklarını korumak, özgürlüğünü geliştirmek ve daha iyi bir hayata 
kavuşmasını sağlamak için çalışmaktadır.CHP, birinci sınıf demokrasiyle 
yurttaşlarımızın özgürce yaşadığı ve ülkemizin zenginliklerini adil şekilde 
paylaştığı kalkınmış bir Türkiye’yi inşa etmek için çalışmaktadır. 
 
CHP her anne babanın çocuğunu güvenle emanet edebileceği bir eğitim 
sistemini tesis etmek için çalışmaktadır. 
 
CHP barış ve uzlaşı içinde bir arada yaşayan yurttaşların ülkesini 
kurabilmek için çalışmaktadır. 
 
CHP, ülkemizi, devletin tüm yurttaşlarına eşit şekilde hizmet ettiği, 
şehirlerin çevre duyarlılığı ve “önce insan” anlayışla yönetildiği bir düzene 
kavuşturabilmek için çalışmaktadır. Yurtta ve dünyada barış sağlayacak, 
kendi yurttaşının güvenliğini ve refahını ne pahasına olursa olsun 
koruyacak bir bölgesel ve uluslararası düzen kurabilmek için çalışmaktadır. 
 
 
CHP, değerler ve ilkeler temelli siyaset yapan ve verdiği sözleri tutan 
 
 
partidir. 
CHP, kişisel çıkar ya da parti çıkarı için değil, Türkiye’nin geleceği için 
siyaset yapan partidir. 
 
 
Bugünün ve geleceğin güvencesidir CHP. 
CHP, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünden yanadır. 
CHP, özgürlükten ve barıştan yanadır. 
CHP, Türkiye kazansın diye mücadele etmektedir. 
CHP’nin her sorun için gerçekçi çözümleri vardır. Yetişmiş kadroları ve 
 
 
akılcı projeleriyle CHP, Türkiye’yi yönetmeye hazırdır. 
 
 
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı 
Kemal Kılıçdaroğlu 
 
Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in kurucu ilke ve değerlerine bağlı, 
çağdaş bir sosyal demokrat partidir. 
 
CHP değişimin partisidir. CHP büyük dönüşümlerin partisidir. Türkiye’nin 
özgürleşme ve demokratikleşme yolunda gerçekleştirdiği üç büyük 
dönüşümün de altında CHP’nin imzası vardır. 
 
CHP, Cumhuriyet’i kurmuş ve egemenliği halka vermiştir. CHP, çok 
partili yaşama geçişi ve iktidarın demokratik yollardan el değiştirmesini 
sağlamıştır. CHP, sosyal demokrasinin ilkelerini ve siyasetini Türkiye’nin 
gündemine taşımıştır. Siyasi özgürlüklerin temelini oluşturacak bir sosyal 
devletin kurulması çalışmalarını başlatmıştır. Bu zengin birikimin mirasçısı 
olarak CHP, ülkemizi demokrasiye, refaha ve bilgi toplumuna taşıma 
kararlılığındadır. 
 
ATATÜRK DEVRİMLERİ VE ALTI OK İLKESİ 
 
Bağımsızlık tutkumuzun, 
 
Halkın iradesine, yurttaşın özgürlüğüne ve modernleşmeye dayalı çağdaş 
bir toplum olma iddiamızın, 
 
Cumhuriyet-Laiklik-Demokrasi ideallerini koruma ve geliştirmeye yönelik 
kararlılığımızın kaynaklarıdır. 
 
CHP ÖZGÜRLÜKÇÜDÜR: 
 
CHP’nin anlayışına göre özgürlük, İnsan kişiliği ve düşüncesinin, insan 
yetenekleri ve yaratıcılığının gelişebilmesi için temel koşuldur. İnsanın 
toplumda kendini gerçekleştirebilmesinin, yurttaş haline gelebilmesinin 
gereğidir. 
 
CHP EŞİTLİKÇİDİR: 
 
Ülkemizde farklı sosyal katmanlar arasında sosyal adaleti sağlamak, 
refahın paylaşımında adaleti gözetmek, gelir dağılımındaki eşitsizlikleri, 
bölgesel kalkınmadaki dengesizlikleri azaltmak, CHP’nin öncelikli 
hedefleridir. 
 
 
CHP DAYANIŞMACIDIR: 
 
Sosyal demokrasinin toplum ve insan anlayışında, sorumluluk ortaktır; 
dayanışma bu sorumluluk anlayışının gereğidir. CHP’nin dayanışma 
anlayışında, dengeli ve hakça gelir dağılımı, herkese sosyal güvenlik, tüm 
sahipsizleri koruma, tüm korunmaya muhtaç olanlara destek öncelikli 
hedeflerdir. 
 
CHP ÇOĞULCUDUR: 
 
Farklı sosyal sınıfların, inançların, kültürlerin ve etnik kimliklerin yaşadığı 
ülkemizde demokrasiyi derinleştirmek, iç barışın ve gelişmenin ön 
koşuludur. 
 
ZOR ZAMANLARIN PARTİSİ CHP 
 
Türkiye bir dönüm noktasında… Ülkemiz 1 Kasım 2015 Genel Seçimi’ne 
doğru yol alırken Türkiye’nin sorunları giderek büyüyor. Türkiye’nin tüm 
kaynaklarını şahsi çıkarları için kullanmaya çalışanlar ülkemizi dar boğaza, 
çatışmaya ve büyük bir bunalıma sürüklüyorlar. 
 
 
7 Haziran’da ortaya çıkan milli iradeyi hazmedemeyenler; 
ne pahasına olursa olsun iktidarı paylaşmak istemeyenler; 
“Önce Türkiye” diyerek, hiçbir mevki pazarlığı yapmadan taşın altına elini 
 
 
koyan CHP’nin gösterdiği cesareti gösteremeyenler; 
samimi değil, içten pazarlıklı davrananlar; 
kişisel hesapları uğruna ülkeyi bu zor zamanda hükümetsiz bırakanlar; 
Türkiye’yi istikrarsızlaştıranlar; 
Türkiye’yi Türkiye yapan tüm değerlerimizi yıkıyor. 
Bu bildirge, zor zamanların partisinin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 
 
 
çağrısıdır. Türkiye’yi bu zor zamanlardan ancak Cumhuriyet Halk Partisi 
çıkarabilir. Çünkü büyük zorlukların üstesinden, ancak cesaret alabileceği, 
sırtını yaslayabileceği ve kendisine yön verecek güçlü bir geçmişe sahip 
olan bir irade gelebilir. 
 
 
CHP, böyle bir tarihi mirasa sahip olan tek siyasal partidir. 
 
 
BUNALIMDAKİ TÜRKİYE 
 
Toplumsal hayatımızın nerdeyse her alanında bir buhran yaşanıyor. 
Cumhuriyet Halk Partisi bu buhranların temelinde yatan beş önemli 
sorunu çözme ve ülkemizi istikrara, barışa ve refaha kavuşturma sözü 
veriyor. 
 
 
TOPLUMSAL ÇATIŞMA VE KÜRT SORUNU 
 
AKP iktidarında ayrımcılık, ötekileştirme ve kutuplaştırma gündelik 
hayatımızın her alanına damgasını vuruyor. “Önyargı, kin ve nefret” 
toplumsal barışı ve bir arada yaşama arzusunu tehdit eden boyutlara 
ulaşmış durumda. AKP toplumu ayrıştırıyor, kamplara bölüyor. İktidar 
partisi, kendi siyasi çıkarlarını korumak için toplumda var olan ideolojik 
ve kültürel ayrışmaları derinleştiriyor. Karşılaştığı her sorunu, daha 
büyük sorunlar ve krizler yaratarak aşmaya çalışıyor. Gerilimin sürekli 
tırmandırılması çatışma ortamlarına zemin hazırlıyor. Çatışma ve kavga 
artık toplumun her alanını etkiliyor. 
 
Bu tablonun tek sorumlusu AKP’dir. AKP, Kürt sorununu kapalı kapılar 
ardında, TBMM’den kaçırarak, demokratik meşruiyet olmadan çözmeye 
çalıştı. Elinde silah olanı güçlendirdi. Meclis’te siyaset yapanı yıprattı. 
Başkanlık sistemini geçirmek gibi gizli hesaplarla hareket etti. Çözüm için 
güçlü bir hukuki altyapı oluşturmaktan kaçtı. AKP, Kürt sorununu çözmek 
bir yana giderek derinleştirdi. AKP’nin gizli hesapları tutmayınca terör çok 
daha şiddetli bir biçimde yeniden başladı. 
 
Toplumsal huzur ve barış, son zamanlarda hiç olmadığı kadar büyük bir 
tehlike içinde. Her gün gençlerimiz şehit düşüyor. Her gün kardeş kavgası 
derinleşiyor. Sokaklar hukukun egemenliğinden çıkıyor. Silah, siyasetin 
önüne geçmiş durumda. Şiddet, farklı kesimlerden insanlarımızı birbiriyle 
konuşamaz hale getiriyor. Toplumumuz büyük bir buhran yaşıyor. 
 
DARBE HUKUKU VE OTORİTERLEŞME SORUNU 
 
Türkiye, Anayasa’nın askıya alındığı, siyasal sisteminin ne olduğunun 
bilinmediği, kararların Saraylarda verildiği, devletin bir bütün olarak 
meşruiyetinin aşındığı bir dönemden geçiyor. Tek adam rejimi kurma 
hevesi, sistemin tüm kurallarını aşındırıyor. Otoriter rejim Türkiye’nin 
istikrarını yok ediyor. Hukuk güç karşısında susuyor. Keyfilik artıyor. 
 
Gücün karşısında hakkın, hukukun sesi olması gereken adliyeler, 
 
güçlünün baskı aracı oluyor. Adaletsizlik toplumsal hayatın her alanına 
yayılıyor. Hukuk susuyor; silah konuşuyor. Hukuk susuyor; hırsızlık, 
 
yolsuzluk, sistemi sarmalıyor. Hukuk susuyor; baskı artıyor. Hukuk susuyor; 
ezenler dokunulmaz hale geliyor, ezilenler çaresiz kalıyor. 
 
Siyaset ve demokrasi bir buhran yaşıyor. 
 
DIŞ POLİTİKA SORUNU 
 
Türkiye, her geçen gün yalnızlaşıyor. Mezhepçilik, maceraperestlik, 
kabadayılık tuzaklarına düşmüş olan dış politika, dost değil, düşmanlar 
yaratıyor. Türkiye bölgesinde bir istikrarsızlık kaynağı haline geliyor. 
Ülkemiz, doğmasında ve derinleşmesinde iktidar partisinin payı olan 
uluslararası krizlerin, siyasi, ekonomik ve insani yansımaları ile boğuşuyor. 
Türkiye, tarihi boyunca yöneldiği Batı’dan uzaklaşıyor. Yönü belirsiz, 
pusulasız, fırtınalı denizlere sürükleniyor. Türkiye demokrasi ile yönetilen, 
sistemlerinin temelinde insan hakları ve özgürlükler olan müttefiklerini 
bırakıyor. Otoriter, mezhepçi, istihbarat örgütleri ile ayakta kalan bazı Orta 
Doğu rejimleri ile birlikte anılır hale geliyor. 
 
Dış politikamız bir buhran yaşıyor. 
 
EKONOMİK SORUN 
 
Türkiye ekonomisi alarm veriyor. Ekonomimiz artık yerinde dahi saymıyor, 
geriye gidiyor. 17 milyonu aşan yoksulumuz ve 6 milyonu aşan işsizimiz 
azalmıyor, artıyor. Türk Lirası her gün değer kaybediyor. Girişimciler 
önlerini göremiyor. Yatırımcılar ülkeden kaçıyor. Türkiye küresel yarışta 
geriye düşüyor. Türkiye büyüyemiyor. Türkiye üretemiyor. Türkiye iş 
yaratamıyor. Türkiye’de gelir dağılımı bozuluyor. 
 
Vatandaş bu sorunlarla uğraşırken, insanlarımız çocuklarının geleceği için 
kaygılanırken, iktidar sahipleri kaynaklarımızı israf ediyor. Yurttaşlarımız 
madenlerde, inşaatlarda, tarlalarda, tersanelerde ezilirken, siyasetten 
zengin olanlar saraylarda, yalılarda, köşklerde yaşıyor. Devlet kaynakları 
havuzlara akıtılıyor. Türkiye’nin geleceği için hayati önemde olan 
kaynaklar yolsuzluk batağında kayboluyor. 
 
Rant odaklı, tek yönlü, üretmeden tüketmeye dayalı ekonomik büyüme 
modeli Türkiye’nin büyük hedeflerine ulaşmasına engel oluyor. 
 
 
Türkiye orta gelir ve orta teknoloji tuzağında patinaj yapıyor, çok kıymetli bir 
zamanı kaybediyor. 
 
Ekonomimiz bir buhran yaşıyor. 
 
EĞİTİM SORUNU 
 
Demokrasimizin geleceği için, toplumsal hoşgörünün yeşermesi için, 
ekonomimizin bilgi ekonomisine geçebilmesi için ve dünya ile rekabet 
edebilmemiz için hayati önemdeki eğitim sistemimiz felç olmuş durumda. 
Eğitimde yaşanan sorunlar geleceğimizi karartıyor. 
 
Son 12 yılda 13 kez değişen eğitim sisteminden hiçbir veli memnun değil. 
Ülkemizde tüm anne babalar çocuklarının geleceği için kaygılanıyor. Devlet 
okulları kendi kaderlerine terk ediliyor, öğrenciler istemedikleri okullara 
gitmeye zorlanıyor. İyi ve kaliteli eğitim sadece gelir durumu iyi olan çok ufak 
bir azınlığın ayrıcalığı haline geliyor. Kalitesiz eğitim fakirin çocuğunu fakirliğe 
mahkûm ediyor. Binlerce öğretmen kadrosuz bekletiliyor. Bilim dünyası 
ve üniversite yönetimleri baskı altına alınıyor. Üniversiteler, AKP’nin yerel 
örgütlerine çevrilmeye çalışılıyor. Mezunlarımız iş bulamıyor. 
 
Sorgulamayı değil, dogmaları; demokrasiyi, özgür düşünceyi değil, itaati; 
çoğulculuğu değil, tekçiliği önceleyen eğitim sistemi demokrasimizin 
geleceğini tehlikeye atıyor. 
 
Eğitim sistemimiz bir buhran yaşıyor. 
 
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN BÜYÜK DÖNÜŞÜM HEDEFLERİ 
 
Türkiye’nin büyük bir dönüşüme ihtiyacı var. Türkiye’nin CHP’nin ısrarla 
savunduğu “büyük dönüşüm hedeflerinin” gerçekleştirilmesine ihtiyacı var. 
Türkiye’nin içinde bulunduğumuz buhrandan ülkemizi çıkaracak vizyon ve 
cesarete sahip bir siyasi kadroya ihtiyacı var. Türkiye’nin CHP’ye ihtiyacı var 
 
Türkiye’nin sorunları derin, ama Türkiye çaresiz değil. 
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi var. 
 
TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE ÇÖZÜM İÇİN CHP 
 
CHP toplumumuzu ayrıştıran ve çatıştıran kutuplaştırma siyasetine 
son verecektir. CHP iktidarında gerginlik kültürünü besleyen “şüphe, 
yaftalama ve tehdit” yöntemleri, yerini “diyalog, duygudaşlık ve ikna” 
gibi demokratik yöntemlere bırakacaktır. Etnik kimlik, inanç ve yaşam 
tarzı üzerinden politika yapılmayacak, kimliğinden dolayı kimse 
ötekileştirilmeyecektir. 
 
Toplumsal huzurun sağlanması için Kürt sorununun en kısa sürede 
çözüme ulaştırılması gerekmektedir. CHP binlerce insanımızın yaşamını 
yitirmesine yol açan şiddeti ve çatışmayı Türkiye’nin gündeminden 
çıkarmakta kararlıdır. Devlet, temel görevi olan güvenliği tesis edecek, 
ama bunu insan haklarına tam saygı içinde, yeni yaralar açmadan 
yapacaktır. 
 
CHP sorunu çözmek için samimi ve dürüst olacak, gizli bir ajandaya 
göre hareket etmeyecektir. Topluma izah edilemeyecek angajmanlara 
girmeyecektir. Çözüm barışçıl yöntemlerle, parlamenter zeminde, şeffaf, 
hukuka uygun bir biçimde ve toplumsal mutabakatla sağlanacaktır. 
Çözümün temelinde özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasi ve eşit 
yurttaşlık anlayışı olacaktır. 
 
CHP yurttaşlarımıza hiç kimsenin eline bir daha silah almayacağı bir 
Türkiye sözü vermektedir. 
 
BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ İÇİN CHP 
 
Türkiye’nin parlamenter sistemi güçlendiren, güçler ayrılığı ilkesini ve 
hukukun üstünlüğünü egemen kılan, özgürlükçü bir anayasaya ve birinci 
sınıf demokrasiye ihtiyacı var. Fiilen anayasayı askıya alan otoriterliğe 
karşı, Cumhurbaşkanlığını parlamenter sistemin tanımladığı sınırlar içine 
alacak reformlara ihtiyacı var. Bunu sağlamak için darbe yasaları ortadan 
kaldırılmalıdır. Hak ve özgürlükleri evrensel standartlara taşıyacak yasal 
düzenlemeler hayata geçirilmelidir. 
 
 
“Darbelerle hesaplaşacağız” diyerek iktidara gelenler, bugün iktidarlarını 
korumak için darbe hukukunun tüm baskıcı araçlarından istifade 
etmektedir. CHP, hukuk sistemimizden darbeci kurum ve kuralları silecek, 
darbe düzeninden istifade edenlerin iktidarına son verecektir. CHP, 
HSYK’yi yeniden yapılandıracaktır. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını 
güvence altına alacaktır. CHP, temel hedefi insan haklarının korunması 
olan, nitelikli bir yargı düzeninin kurulması için gerekli tüm tedbirleri 
alacaktır. 
 
CHP birinci sınıf demokrasiyi, özgürlükleri genişleterek; çoğulculuğu 
tesis ederek; parlamenter sistemi güçlendirerek; parlamenter denetim 
mekanizmalarını etkin kılarak; yargının gerçek anlamda bağımsızlığını 
ve tarafsızlığını sağlayarak; yargı düzeninin niteliğini yükselterek; sivil 
toplumu güçlendirerek; örgütlülüğü destekleyerek; laikliği ısrarla 
savunmaya devam ederek; basınla değil, basının sesini kısmaya 
çalışanlarla mücadele ederek; şeffaflığı devletin her kademesine hâkim 
kılarak; siyasete egemen kılınmaya çalışılan kavga dilinin karşısına, 
uzlaşı kültürünü koyarak; kadın haklarını, kadınlarla beraber savunarak 
getirecektir. 
 
Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasinin, hukuk devletinin, temelinde insan 
hakları bulunan bir düzenin inşa edileceği yer TBMM olacaktır. Kurtuluş 
Savaşı’nı yöneten Meclis, Türkiye’nin haklar, özgürlükler ve hukukun 
üstünlüğü vizyonu ile yeniden kuruluşunun da merkezi olmalıdır. 
Türkiye’de demokrasinin sarayı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Türkiye’nin 
başka saraylara ihtiyacı yoktur. 
 
DÜNYADA BARIŞ İÇİN CHP 
 
CHP, dış politikamızı içinde bulunduğu krizden gerçekçi, barışçı, laik, 
uluslararası hukuka saygılı ve temel amacı yurttaşlarımızın güvenlik ve 
refahını artırmak olan politikaları ile çıkaracaktır. Barışçılık, kurucumuz 
Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek bizlere çizdiği en önemli 
hedeflerden biridir. Türkiye’yi, hayati ulusal çıkarları söz konusu olmadığı 
sürece, sıcak çatışmanın içine çekecek hiçbir adım atılmayacaktır. Dış 
politikamızdaki Avrupa yönelimi devam ettirilecektir. 
 
Temelinde demokrasi, insan hakları ve sosyal devlet bulunan bir 
Avrupa’nın parçası olmak, ona güç katmak için çalışmak dış politikamızın 
öncelikli hedefi olacaktır. 
 
Dış politikamız gerçekçilik temelinde şekillenecektir. Dış politikada 
maceraperestliğe, hamasete, dogmatik ve ideolojik saplantılara, iç politik 
kaygılarla sorumsuz davranışlara yer olmayacaktır. Laiklik dış politikaya 
da hâkim kılınacak, Türkiye’nin tehlikeli bir şekilde mezhepçi bir çizgiye 
kaymasının önüne geçilecektir. Dış politikada her şeyi aynı anda yapmaya 
çalışıp hiçbir alanda olumlu sonuç alamayan anlayış reddedilecektir. 
Öncelikleri iyi belirlenmiş, diplomatik hayatın gerektirdiği nezakete riayet 
eden bir yaklaşım öne çıkarılacaktır. 
 
Dış politikamızın hedefi iktidardaki azınlığın uluslararası bağlantılarına, 
ideolojik dostluklarına hizmet etmek değil, Türkiye Cumhuriyeti 
yurttaşlarının güvenlik ve refahını artırmak olacaktır. 
 
KALKINAN TÜRKİYE İÇİN CHP 
 
Ekonomik krizden çıkış, hukuk düzeninin tesis edilmesi, yaratıcı 
ve yenilikçi sektörlerin gelişmesi, bilgi ekonomisinin üzerinde 
yükseleceği eğitim atılımlarının gerçekleştirilmesine bağlıdır. Üretenin 
desteklenmesine, kaynakların yolsuzlukla çarçur edilmemesine, 
girişimciler için eşit ve adil rekabet ortamının yaratılmasına bağlıdır. Sosyal 
yardımların oy toplama için değil, hak olarak verilmesine bağlıdır. Sosyal 
politikaların seçim yatırımı değil, Türkiye’nin geleceğine yatırım olarak 
gören vizyonun ortaya koyulmasına bağlıdır. 
 
CHP, ekonomimizi yeniden üreten ve adil paylaşan bir düzene 
kavuşturacak, Türkiye’yi krizden çıkaracaktır. CHP istihdam odaklı bir 
kalkınma hamlesi gerçekleştirecektir. CHP ülkemizi orta gelir ve orta 
teknoloji tuzağından çıkaracaktır. Üretimde katma değeri ve Türkiye’nin 
uluslararası rekabet gücünü artıracaktır. CHP refahı tabana yayacak ve 
sosyal adaleti tesis edecektir. 
 
 
CHP iktidarında Türkiye ekonomisi, düşük katma değer üreten sektörler 
üzerinde emekleyen bir ekonomi olmaktan çıkacak, temelinde yaratıcı 
sektörler olan yenilikçi bir ekonomi haline gelecektir. Ekonomi politikaları 
rantı değil, üretimi teşvik edecektir. CHP’nin geliştirdiği “Merkez Türkiye” 
projesi gibi kamu-özel sektör iş birliğine dayalı yatırımlar, CHP’nin bu 
ekonomik vizyonunun en hızlı şekilde hayata geçmesini sağlayacaktır. 
 
GELECEĞE HAZIR GENÇLER İÇİN CHP 
 
Çağın gerektirdiği becerilere sahip insanların yaşadığı ülkeler yüksek 
katma değerli ürünler üretiyor ve zenginleşiyor. Türkiye’de ise kişi başına 
düşen gelirimiz uzun zamandır artmıyor. Ülkemiz yüksek katma değerli 
ürün üretemiyor. Çünkü eğitim sistemimiz yetersiz. 
 
Demokrasimizin geleceği için, ekonomimizin bilgi ekonomisine 
geçebilmesi ve dünya ile rekabet edebilmesi için eğitim sistemimizin 
sorunları çözülmeli. Eşit, parasız, bilimsel, kaliteli ve sorgulayıcı bir eğitim 
sistemi kurulmalı. Milli değerlerimizi öğreten ama evrensel gerçekler 
ve değerlerle örtüşen bir müfredat oluşturulmalı. CHP bu hedefleri 
gerçekleştirecek bir eğitim reformunu hayata geçirecektir. 
 
CHP çocuklarımıza ezberciliği değil, sorgulamayı öğreten, onların 
analitik ve sosyal becerilerini geliştiren bir eğitim sistemi kuracaktır. 
Çocuklarımızın çağdaş ve nitelikli bir eğitim alabilmeleri için okullarımızın 
fiziki kapasitelerini geliştirecektir. Eğitim sistemimizin herkes için eşit 
fırsatlar sunmasını sağlayacaktır. CHP iktidarında YÖK kaldırılacak, 
üniversitelerin mali ve yönetsel özerkliği sağlanacaktır. Üniversiteler 
iktidar partisine yakınlıklarına göre değil, ihtiyaçlarına ve bilimsel 
başarılarına göre desteklenecektir. 
 
Bu reformların başarıya ulaşabilmesi için atılacak adımlar eğitim 
emekçileri ve sivil toplumla istişare içinde belirlenecektir. CHP iktidarında 
öğretmenler hak ettikleri değeri görecektir. Toplum lideri öğretmenler 
yetiştirilecek, öğretmenler yeniden toplumsal gelişmenin öncüsü 
olacaktır. CHP, öğretmenlerin partisidir. CHP, Cumhuriyet’in temellerini 
birlikte attığı öğretmenlerle beraber demokratik bir toplumun ve bilgi 
ekonomisinin de temelini atacaktır. 
 
BUNALIMDAN ÇIKIŞIN VE ÇÖZÜMÜN ADRESİ CHP 
 
Buhranlı dönemlerden kurtuluş, liderlik ister. Türkiye’nin bu günlerde 
aradığı liderliği gösterebilecek tek parti CHP’dir. CHP, zor zamanların 
partisidir. 
 
Türkiye’yi bu buhrandan ancak CHP çıkarabilir. Çünkü CHP, Türkiye’nin 
sorunlarına dair bilgisini ve öngörüsünü kanıtlamış tek partidir. CHP, 
daima doğruları öngörmüş, doğruları söylemiştir. Şimdi sıra, doğru 
politikaları uygulamaktadır. 
 
Türkiye’nin temel sorunlarını ancak CHP çözebilir. Çünkü zor zamanlarda 
liderlik yapabilmek, güçlü karakter gerektirir. Güçlü karakter, değerlerinizi 
en zor zamanlarda dahi eğilmeden savunabilmeyi gerektirir. En zor 
zamanda dahi sözünü tutabilmeyi gerektirir. CHP, bu güçlü karakteri 
gösteren partidir. CHP, “Türkiye’nin birleştirici gücü olacağım” diyen ve 
Türkiye’de her kesimle konuşabilen tek siyasi aktördür. “Herkes için CHP” 
diyen ve kendisine oy versin vermesin her kesimin haklarını savunma 
sözünü tutandır. “Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen” diyerek, 
emekçinin, ezilenin, dışlananın yanında olma sözünü tutandır CHP. 
 
CHP Atatürk’ün partisidir. 
 
Saltanata son verenlerin, Cumhuriyet diyenlerin, bir devir kapatıp bir devir 
açanların partisidir. 
 
Her türlü baskıya rağmen, ülkeyi dünya savaşının dışında tutmayı 
bilenlerin partisidir. 
 
Demokrasi için iktidardan vazgeçmeyi bilenlerin partisidir. 
 
Darbelere direnenlerin partisidir CHP. Darbelerde kapatılsa da, malına 
mülküne el koyulsa da, yöneticileri hapse atılsa, arşivleri yakılsa ve eli kolu 
bağlansa da, hiçbir darbenin, hiçbir darbecinin, hiçbir saltanat heveslisinin 
bu halkın gönlünden atamadıkları partidir CHP. 
 
Zor zamanların partisidir CHP. 
 
CHP şimdi de Türkiye’yi krizden çıkarma sözünü vermektedir. 
 
 
ÖZGÜRLÜK, HUKUK DEVLETİ VE DEMOKRASİ 
 
 
CHP ülkemizde özgürlüklerin, demokrasinin ve hukuk devletinin sağlam 
temellere oturtulmasını, sosyal adaleti gerçekleştirmenin, ekonomik 
gelişmeyi sağlamanın ve bilgi toplumuna ulaşmanın temel koşulu olarak 
görmektedir. Bu hedeflere ulaşmak ancak demokratik değerlerin ve hukuk 
devleti ilkelerinin kurumsal ve ahlaki düzeyde tam olarak yerleştirilmesi ile 
mümkündür. 
 
Türkiye’de demokrasinin ve hukuk devletinin karşısındaki en büyük 
tehdit, milli irade adına hareket etme iddiasıyla siyaseti ve devleti tekeline 
almaya çalışan AKP iktidarıdır. İktidarın tekelleşmesi, denge ve denetleme 
yetkilerinin gasp edilmesine yol açmıştır. AKP iktidarı, yasallık görüntüsü 
altında hukuksuzluğu, devleti yönetme görüntüsü altında keyfiliği, kalkınma 
görüntüsü altında rant paylaşımını topluma dayatan bir düzen kurmuştur. 
CHP, tüm bu hukuksuzluklara, ihlallere ve baskılara karşı, bir yandan anayasal 
ilkeleri ve kurumları, diğer yandan insan haklarını ve özgürlükleri büyük bir 
inanç ve cesaretle savunmuştur. 
 
Türkiye’de otoriterleşen bir rejime karşı hukukun üstünlüğüne, yurttaşların 
haklarını ve kurumsal özerkliği güvence altına alacak yeni bir demokrasi 
anlayışına ihtiyaç vardır. Türkiye’de baskıcı bir rejime karşı güçler ayrılığını, 
çoğulculuğu ve barış içinde bir arada yaşama kültürünü savunacak yeni 
bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır. Türkiye, bireyleri, toplumu ve anayasal 
kurumları baskı altına alan bir iktidara karşı, özgürlüğü ve demokrasiyi 
kararlılıkla sahiplenme noktasına gelmiştir. 
 
KUVVETLER AYRILIĞI VE HUKUK DEVLETİ 
 
Yürütmenin denetlenmesi, demokrasinin ve hukuk devletinin vazgeçilmez 
ilkelerinden biridir. Bu ilkenin korunması için, Türkiye Büyük Millet 
Meclisi’nin (TBMM) yürütme üzerindeki denetimi eksiksiz ve kusursuz olarak 
işletilmelidir. TBMM, millet iradesinin devredilemez ve indirgenemez bir 
yansımasıdır. CHP, yürütme karşısında Meclis’in yetkilerini güçlendirerek, 
denge ve denetleme işlevlerinin tam olarak yerine getirilmesini sağlayacaktır. 
CHP, milli iradenin; bir zümrenin, bir menfaat çevresinin, bir liderin ya da bir 
ailenin özel çıkarları için kurban edilmesine izin vermeyecektir. Türkiye’nin 
 
geleceğini ilgilendiren iç ve dış politika kararlarının, TBMM’den kaçırılarak 
kapalı kapılar ardında ve gizli pazarlıklarla alınmasına son verecektir. CHP, 
Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin en önemli kurumu olan TBMM’yi 
kuvvetler ayrılığı ilkesinin özüne sahip çıkarak güçlendirecektir. 
 
CHP, TBMM İçtüzüğü ve Siyasi Partiler Yasası’nda yapacağı değişikliklerle 
Meclis’in tek parti meclisine, iktidarın tek adam iktidarına ve devletin 
tek parti devletine dönüşmesine engel olacaktır. Askeri darbe kalıntısı 
seçim barajı düşürülerek Meclis’te siyasal çoğulculuğun önü açılacaktır. 
TBMM’nin, tekçi iktidar tehlikesine karşı en temel güvence olması 
sağlanacaktır. CHP, dengelenmiş ve denetlenmiş bir demokrasinin, ancak 
siyasal çoğulculuk ve kurumsal özerklik sayesinde mümkün olabileceğine 
inanmaktadır. 
 
CHP, seçimlerin meşruiyetine gölge düşürülmesine son verecektir. 
Türkiye’de tüm seçimlerin serbest ve adil biçimde yapılmasını sağlayacak, 
seçim süreçlerinin şaibeli hale gelmesini önleyecektir. Kamu kaynaklarının 
ve personelinin, seçim sonuçlarına etki edecek biçimde partizanca 
kullanılmasının önüne geçecektir. CHP, tüm yurttaşlarımıza tüm seçimlerin 
özgür ve adil biçimde gerçekleştirilmesinin güvencesini vermektedir. 
 
Mutlak ve keyfi iktidar eğilimlerine karşı en önemli güç, hukukun 
üstünlüğü ilkesidir. Hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ile birlikte 
yasaların yurttaşlara karşı bir silah olarak kullanılmasının önüne geçer. 
CHP, yargıyı özerklikten uzaklaştıran, Anayasa Mahkemesi’ni ve Hâkimler 
ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu siyasi müdahalelerle yönlendiren bir iktidarın, 
hukuk devletini ortadan kaldırdığına inanmaktadır. CHP iktidarında yargı 
erki üzerindeki tüm siyasi baskılar ortadan kaldırılacak, yargının tam 
bağımsızlığı sağlanacaktır. 
 
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı makamı her düzeyde yetki ihlallerine ve 
yetki aşımına sebep olmaktadır. Cumhurbaşkanlığı makamı, bilinçli olarak 
siyasallaştırılmış ve Anayasa’da çizilen görev tanımının ötesine geçmiştir. 
Cumhurbaşkanlığı makamının anayasal yeminden kaynaklanan konumu 
ve yetkileri kasıtlı olarak ihlal edilmiş ve Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğu 
kötüye kullanılmıştır. Yürütme organı, görev tanımının sınırlarını 
aşmış, hukuku ihlal eden bir konuma sürüklenmiştir. Tarafsız olması 
gereken kurumlar partizanlığın sembolü haline gelmiştir. CHP, gerekli 
 
 
yasal düzenlemeleri yaparak ve yasaların tam olarak uygulanmasını 
sağlayarak parlamenter sistemi güçlendirecektir. Cumhurbaşkanlığı’nın 
yürütme, yasama ve yargı üzerinde kurduğu hukuk dışı baskıları ortadan 
kaldıracaktır. 
 
ÖZGÜRLÜKLER VE İNSAN HAKLARI 
 
CHP’nin önceliği, hukukun üstünlüğünü ve temel hakları yeniden tesis 
etmek, korkuya son vererek “Özgürlükler Cumhuriyeti’ni” kurmaktır. 
Ülkemizin genç, kadın, emekçi ve kırılgan tüm kesimlerinin her türlü 
baskıcı ve ataerkil güç odaklarına karşı savunulması gerekmektedir. 
Haklarına sahip çıkan özgür bireyler, demokratik ve kalkınmış bir 
toplumun temel taşıdır. CHP, haklar ve özgürlükler siyasetini hayata 
geçirerek yurttaşlarımızı güçlendirecek ve özgürlüklerini teminat altına 
alacaktır. CHP’nin “haklar ve özgürlükler siyaseti”, demokratik yurttaşlık 
anlayışının temelini oluşturmaktadır. Haklar ve özgürlükler siyaseti, ayrım 
yapmaksızın tüm yurttaşları etnik, dinsel, sınıfsal ve cinsel tahakküm 
biçimlerine karşı koruyan, dezavantajlı gruplarla dayanışmayı öngören tek 
siyaset biçimidir. CHP, yurttaşlığı sembolik bir hukuki statü olarak değil, 
bireyleri demokratik dönüşüm ve dayanışma gücüne kavuşturan bir siyasi 
fırsat olarak tanımlamaktadır. Yurttaşlığı, barışçı ve demokratik bir gelecek 
için dayanışmayı seçen insanların demokratik yönetim iradesine sahip 
olması olarak tanımlamaktadır. 
 
CHP, yurttaşların geçmişten gelen kimliklerini ötekileştirmeyecek, 
yurttaşlık haklarının en ileri düzeye taşınmasını sağlayacaktır. Yurttaşların 
yaşam hakkına, bedensel bütünlüğüne, maddi ve manevi varlığına 
yönelik keyfi şiddete ve işkenceye izin vermeyecektir. Muhalif grupların 
sindirilmesine son verecek; bireylerin haysiyetini ve özel hayatını 
zedeleyen tüm uygulamaları ortadan kaldıracaktır. Milli İstihbarat Teşkilatı 
(MİT), Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve emniyet güçleri 
tarafından yürütülen hukuksuz gözetleme ve fişleme faaliyetlerinin 
durdurulmasını sağlayacaktır. Gazeteciler, katılımcılar ve öğrenciler 
üzerinde uygulanan korku ve yıldırma siyasetine son verecektir. CHP, 
insan hakları karnesi gittikçe kötüleşen Türkiye’nin, yeniden AB ilkeleriyle 
ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle uyumlu bir demokrasi haline 
gelmesini sağlayacaktır. 
 
Cezasızlık, Türkiye’de bir yönetim ilkesi haline gelmiştir. Hak ihlallerinden 
yolsuzluklara kadar pek çok alanda yargı önünde hesap vermeyen bir 
yönetim anlayışı egemen olmaktadır. Hak ihlalinde bulunan güvenlik 
görevlilerinin cezasız kalmasına göz yumulmamalıdır. CHP, tüm kamu 
uygulamalarının yasal sınırlar içerisine çekilmesini ve ihlallerin cezasız 
kalmamasını sağlayacaktır. Cezasızlığın önüne geçilmesi, Türkiye’de 
hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmenin vazgeçilmez ön koşuludur. 
 
Sosyal demokrat dünya görüşünü benimseyen CHP, bireyin tam 
özgürlüğünü sağlamak için siyasi özgürlüğün ekonomik özgürlükle 
tamamlanması gerektiğini savunmaktadır. Demokratik yurttaşlık 
anlayışının, sosyal yurttaşlık anlayışıyla desteklenmesi gerektiğini 
savunmaktadır. CHP mevcut siyasi iktidarın yoksullukla mücadele etmek 
yerine yoksulluğu yönetme politikalarına, bireyi güvence altına alan güçlü 
bir sosyal devletin kurulmasıyla son vermeye kararlıdır. 
 
CHP tüm yurttaşlarımız için, başta Aile Sigortası olmak üzere, adil asgari 
ücret hakkı, sosyal güvenlik hakkı, sağlık hakkı ve eğitim hakkını herkes 
için eşit bir şekilde ve kararlılıkla gözetecektir. Çocukların, kadınların, 
yaşlıların, emeklilerin ve engellilerin sosyal haklardan kapsamlı biçimde 
yararlanabilmesi için gerekli tüm adımları atacaktır. CHP, Türkiye’de yeni 
“sosyal demokratik bir uygarlığın” oluşturulması projesini adım adım 
hayata geçirecektir. 
 
LAİKLİK 
 
Laiklik anlayışımız, demokrasi anlayışımızın ışığında şekillenecektir. 
İçinde bulunduğumuz coğrafya ve ülkemizde yaşanan gelişmeler laiklik 
olmadan demokrasinin, demokrasi yaşatılmadan laikliğin güvence altına 
alınamayacağını açıkça ortaya koymuştur. CHP iktidarında din ve vicdan 
özgürlüğü güvence altına alınacaktır. Siyaset ve din ayrı tutulacak, dinin 
siyasete alet edilmesine karşı çıkılacaktır. Devlet tüm inançlara ve bireysel 
tercihlere eşit mesafede duracak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu ilke 
çerçevesinde hareket etmesi sağlanacaktır. Kurum, çoğulcu ve kapsayıcı 
bir yapıya kavuşturulacak, gündelik siyasetin dışında tutulacaktır. 
 
 
KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN TAM DEMOKRASİ 
VE EŞİT VATANDAŞLIK 
 
CHP, ırkı, cinsiyeti, dili, dini, mezhebi, düşüncesi, doğum yeri, sosyoekonomik 
durumu ne olursa olsun tüm insanların birbirine eşit olduğu 
görüşünü savunur. Her insan, insan olmasından dolayı can ve mal 
güvenliği, düşünce ve inanç özgürlüğü, eğitim ve sosyal güvence başta 
olmak üzere temel hak ve özgürlüklere sahiptir. Ancak iftiranın, hakaretin, 
şiddetin, ırkçılığın, ayrımcılığın ve nefret söyleminin söz konusu olduğu 
durumlarda hakların ve özgürlüklerin kullanılmasına sınır getirilebilir. 
İnsan hak ve özgürlüklerinin, çoğunluğun iradesi gerekçe gösterilerek 
sınırlandırılması söz konusu olamaz. 
 
CHP için eşit ve özgür yurttaşlık ideali önceliklidir. İnsanın özgürleştirilmesi 
için hak ve özgürlüklerin soyut birer hukuki statü olmaktan çıkarılarak, 
gerçekleştirilebilir hale getirilmesi gerekir. Bu amaca ulaşılması, devletin 
her kimliğe, inanca ve yaşam tarzına eşit mesafede durmasına bağlıdır. 
Ülkemizdeki sorunları eşitlik, özgürlük ve adalet temelinde çözmeyi 
hedefleyen CHP, Kürt sorununu da eşit yurttaşlık ve tam demokrasi 
anlayışı içinde çözecektir. 
 
Cumhuriyet tarihinin en önemli sorunlarının başında gelen Kürt sorunu, 
bir demokrasi eksikliği sorunu olarak anlaşılmalıdır. Sorunun çözümü 
için de esas olan daha fazla özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti 
anlayışıdır. Kalıcı barışın tek yolu budur. Ancak bu şekilde yurttaşlarımızın 
can güvenliği korunabilir ve halkın refah seviyesi yükseltilebilir. Kürt 
sorununun salt bir güvenlik sorunu olarak görülmesi, yurttaşlarımızın 
insani ve demokratik taleplerinin geri çevrilmesine yol açmıştır. Güvenlikçi 
bakış açısından kaynaklanan yanlış uygulamalar, demokratik muhalefetin 
sindirilmesine ve yurttaşlarımızın önemli bir bölümünü mağdur eden ve 
aidiyet duygularını zedeleyen baskılara yol açmıştır. 
 
Günümüzde herkesin canını yakan, binlerce insanımızın hayatına mal olan 
bir şiddet ve terör ortamı yaşanmaktadır. Şiddetin ve terörün ivedilikle 
sona erdirilmesi ve konunun aynı zamanda tarihi, toplumsal ve siyasi bir 
sorun olarak ele alınması gerekmektedir. Baskı politikaları, yasaklar ve 
insan hakları ihlallerinin, dar güvenlikçi yaklaşımların, sorunun çözümüne 
 
katkıda bulunmayacağı açıkça görülmüştür. Sorunu çözmek için insan 
hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması, bölgede yaygın olan işsizlik ve 
yoksulluğa karşı kararlı bir mücadele yürütülmesi gerekmektedir. Bölgenin 
sosyal ve ekonomik bakımdan hızla kalkındırılması gerekmektedir. 
 
Ülkemizde özgür ve eşit yurttaşlık ilkesi fiiliyatta tam olarak 
sağlanamamıştır. Demokrasi eksikliği, hak ihlallerinin yanı sıra 
toplumumuzun hafızasına kazınan derin acılara neden olmuştur. Geçmişte 
yaşanan ve toplumsal hafızamızda yer eden yanlış uygulamalarla ve 
onların bölge halkını yaralayan sonuçlarıyla yüzleşilmesi gerekmektedir. 
Eşit yurttaşlık anlayışını ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda 
etkin kılarak, duygusal kopukluklar sona erdirilmelidir. Bu yolla, Kürt 
yurttaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti ile olan bağları güçlendirilmelidir. 
 
Şiddet ve çatışma ortamı toplumumuzun bir kesiminde devlete ve rejime 
olan güvenin zayıflamasına, diğer kesimlerinde ise ülkenin bölüneceği 
kaygısının yerleşmesine yol açmıştır. Bu nedenle şiddet ortamının yarattığı 
güvensizlik duygusunun ortadan kaldırılması gerekmektedir. Geniş bir 
toplumsal mutabakat sağlanarak, toplumumuzun farklı kesimleri arasında 
güven duyguları ve kardeşlik bağları sağlamlaştırılmalıdır. Çözüm için 
gerekli olan, tek başına güvenliğe, ekonomik kalkınmaya, insan haklarına, 
hukuk devletine ya da eşit vatandaşlığa odaklanan bir yaklaşım değil, 
bunların tümünü içine alan yeni bir anlayışın oluşturulmasıdır. 
 
CHP, geçen 30 yılda binlerce insanımızın yaşamdan koparılmasına neden 
olan, ülkemizi hala bir ateş çemberinde tutarak sağlıklı bir demokrasinin 
önünü tıkayan şiddeti, çatışmayı ve terörü Türkiye’nin gündeminden 
çıkarmaya kararlıdır. Sorunun güvenlik boyutu, insan hakları ihlalleri ve 
demokrasi eksikliğinin devamı için bir gerekçe olarak kullanılmamalıdır. 
Demokratik siyaset mekanizmaları geliştirilerek, silahın siyasetin önüne 
geçtiği, şiddetin toplumumuzu ayrıştırdığı bir dönem son bulacaktır. CHP, 
yurttaşlarımıza, hiç kimsenin eline bir daha silah almayacağı bir Türkiye 
sözü vermektedir. 
 
Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nin iki temel ekonomik sorunu 
yoksulluk ve eşitsizliktir. CHP ekonomik sorunları demokratikleşme ve 
hukuk devletinin geliştirilmesi ile birlikte değerlendiren bütüncül bir 
 
 
kalkınma yaklaşımını esas almaktadır. CHP iktidarında, bölgelerarası 
eşitsizlik ve kronikleşen işsizlik ve yoksulluk sorunlarının çözümü 
için bölgeye büyük çaplı ve üretken kamu yatırımlarının yapılması 
öngörülmektedir. CHP, bölgeye özel kalkınma programları hazırlamış olan 
tek siyasi partidir. CHP, GAP projesinin sürdürülebilir kalkınma perspektifi 
dikkate alınarak süratle tamamlanması gerektiğini savunmaktadır. CHP’nin 
Aile Sigortası projesi, bölgede yoksulluğa son verecektir. Demokrasinin 
yerleşmesi ve kalıcı barışın sağlanması, bölgenin ekonomik potansiyelinin 
artırılmasının vazgeçilmez ön koşuludur. 
 
CHP, Kürt sorununun çözümü için en geçerli yöntemi öneren siyasi 
partidir. Çözüm süreçlerine siyaset dünyası ve toplum en geniş 
biçimde katılmalıdır. Çözüm süreci demokratik ve katılımcı bir anlayışla 
yürütülmelidir. CHP çözümün en önemli adresinin TBMM olduğunu 
daima kararlılıkla savunmuştur. Çözüm için yasal ve idari düzenlemelerin 
ötesinde geniş bir toplumsal mutabakat zemini hazırlanmalıdır. 
 
Çözüm süreci yöntemi konusunda CHP üç yeni kurum oluşturulmasını 
önermektedir. Birincisi, temsil edilen siyasi partilerin katılımıyla TBMM’de 
bir Toplumsal Mutabakat Komisyonu kurulmasıdır. Bu komisyon, sorunun 
anayasal boyutları da dâhil olmak üzere tüm boyutlarını kapsayan temel 
mutabakat zeminini oluşturacaktır. Komisyon, Kürt sorununa ilişkin 
olarak hükümetin, siyasi partilerin, devlet kurumlarının görüşlerini alacak 
ve değerlendirecektir. Komisyon tarafından hazırlanan rapor bir yılı 
aşmayan bir süre içerisinde TBMM Genel Kurulu’na iletilecektir. Komisyon, 
oluşturulacak Ortak Akıl Heyeti’ni, TBMM’de temsil edilmeyen kesimlerin, 
STK’lerin, sendika ve meslek odalarının süreçle ilgili düşüncelerini 
toplama ve değerlendirme konusunda görevlendirecektir. Bu kapsamda 
oluşturulacak Gerçekleri Araştırma Komisyonu sorunların çözümünde 
geçmişle yüzleşilmesi, toplum kesimleri arasında kalıcı bir güven 
ortamının oluşturulması, ortak yaşam kültürünün geliştirilmesi için gerekli 
çalışmaları yürütecek ve öneriler hazırlayacaktır. 
 
CHP için esas olan, ülkemizin birliğinin ve bütünlüğünün sağlanmasıdır. 
Bütünlüğümüz ancak özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasi ile sağlanabilir. 
Bunun için farklı kimliklerin, inançların ve yaşam tarzlarının kendilerini 
 
ifade edebilmesi, özgür ve eşit hissetmesi sağlanmalıdır. Kürt sorununa 
kalıcı çözüm getirmek için barış, demokrasi ve ekonomi boyutlarının göz 
ardı edilmemesi ve birlikte ele alınması gerekmektedir. 
 
TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜ 
 
Türkiye’de özellikle Gezi Hareketi sonrasında toplantı ve gösteri haklarının 
kısıtlanmasına yönelik uygulamalar yoğunluk kazanmıştır. Yurttaşlarımız 
“makul şüpheli” durumuna düşürülmüş, her türlü sosyal paylaşım 
potansiyel suç kanıtı konumuna getirilmiştir. Çalışanlar, öğrenciler 
ve sanatçılar üzerinde çok yönlü baskı kurulmuştur. Türkiye, polis ve 
istihbarat görevlilerinin yetkilerini keyfi ve aşırı biçimde kullandığı bir 
baskı ve fişleme devletine dönüşmüştür. Kitlesel gözaltılar olağanlaşmış, 
usulsüz tutuklamalar cezalandırma halini almıştır. Aşırı güç kullanımı, 
kötü muamele ve hakaret sıradan uygulamalar haline gelmiştir. CHP 
gerekli tüm yasal ve idari önlemleri alarak yurttaşlarımızın toplantı ve 
gösteri özgürlüğünün gelişmiş demokrasilerdeki düzeye eriştirilmesini 
sağlayacaktır. 
 
ÖZGÜR VE ÇOK SESLİ MEDYA 
 
İfade özgürlüğü, en çok medya ve İnternet alanında geriletilmiştir. 
Uygar dünyadaki gelişmelerin aksine Türkiye, medyayı ve İnternet’i 
sansürleyen, gazetecileri tutuklayan ve muhalif görüşleri sindiren bir ülke 
konumuna sürüklenmiştir. İnternet yasakları iktidarın, ifade özgürlüğüne 
ve özgür kamusal alana inanmadığının önemli bir göstergesidir. CHP 
öncelikle basın mensuplarının özgürce haber yapma ve yurttaşların farklı 
kaynaklardan bilgilenme hakkını gözetecektir. Medya ve İnternet alanı, 
içinde bulunduğu büyük karartmadan kurtarılacak; her türlü bilginin gün 
ışığına çıkarılması sağlanacaktır. 
 
RTÜK, TRT ve TMSF’ye devredilen medya kuruluşları taraflı propagandanın 
birer aracına dönüşmüştür. Genç ve eğitimli nüfusuyla bilgi toplumunun 
ve bilgi ekonomisinin önde gelen ülkelerinden biri olması gereken 
Türkiye, mevcut iktidar döneminde sansürün ve soruşturmaların ülkesi 
haline dönüştürülmüştür. CHP, bağımsız, özgür ve çoğulcu bir medyanın 
oluşturulması için tüm yasal ve mali tedbirleri alacak, yurttaşların farklı 
kaynaklardan bilgilenme hakkını koruyacaktır. 
 
 
ÖRGÜTLÜ TOPLUM 
 
Ülkemizde sivil toplum, siyasi iktidarın baskısı altındadır. Örgütlü 
çoğulculuğun alanı olması gereken sivil toplum, hızla iktidarın güdümüne 
sokulmakta ve tek sesli hale getirilmeye çalışılmaktadır. Demokratik 
çoğulculuk ilkesi, iktidar tarafından bir tehdit olarak görülmektedir. 
Sendikalar, meslek odaları ve işveren dernekleri iktidara yakın davranmaya 
zorlanmaktadır. Akademisyenler, yazarlar ve sanatçılar her fırsatta günah 
keçisine çevrilmektedir. İktidar tekelci ve kayırmacı bir biçimde kendi sivil 
toplumunu yaratmaya çalışmakta, kendisiyle birlikte hareket etmeyen 
kuruluşları marjinalleştirmekte ve yok olmaya zorlamaktadır. Oysa bir 
ülkede demokrasinin kökleşebilmesi için, siyasi iktidarın güçlü sivil toplum 
tarafından denetlenmesi ve dengelenmesi gerekir. CHP, demokratik bir 
toplumun temeli ve zenginlik kaynağı olan örgütlü toplumu ve çoğulculuğu 
geliştirmek için gereken tüm düzenlemeleri yapacaktır. 
 
BİLGİ TOPLUMU VE DEMOKRASİ 
 
CHP, bilgi toplumuna geçişte güçlü bir demokrasinin yapacağı katkı 
kadar, teknoloji ve bilgi temelinde dönüşümün de demokrasimizi 
güçlendireceğine inanmaktadır. Bilgi çağının sağladığı olanakların üst 
düzeyde kullanılması ile yurttaşlarımız, karar alma süreçlerine daha 
etkin şekilde katılabilecektir. CHP iktidarında, bilgi toplumuna geçişi 
sağlamak için insana daha çok yatırım yapılacak, yurttaşlarımızın kendini 
gerçekleştirebilmesi için daha fazla olanak sunulacaktır. Devlet ve yurttaş 
ilişkisinin bu çerçevede yeniden düzenlemesi ile tüm yurttaşlarımız 
demokratik haklarından sonuna kadar yararlanabilecektir. Bilgiye erişimin 
artması, hem kamu hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını mümkün 
kılacak, hem de siyasal süreçlerin giderek şeffaflaşmasını sağlayacaktır. 
 
ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ İÇİN ÖZGÜRLÜKÇÜ ANAYASA 
 
CHP, özgürlükçü demokrasinin gelişmesi ve toplumsal barışın sağlanması 
için tüm yurttaşlarımızın özgürlüklerini genişleten ve koruyan yeni bir 
anayasaya ihtiyaç olduğunu savunmaktadır. Yapılacak yeni anayasa, 
demokrasi, hukuk devleti, sosyal adalet ve insan haklarına saygı üzerinde 
yükselmeli ve tüm toplumumuzu kucaklayıcı nitelikle olmalıdır. CHP’nin 
hedefi, toplumsal uzlaşıya ve siyasi partiler arasında geniş bir mutabakata 
dayalı süreç temelli bir anayasa hazırlamaktır. 
 
HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER CUMHURİYETİ 
 
• Yurttaşların yaşam hakkının güvence altına alınmasına öncelik 
vereceğiz. 
• Keyfi şiddete, eziyete, işkenceye ve yurttaşların onurunun 
zedelenmesine izin veren tüm yasa ve uygulamaları kaldıracağız. 
• Barışçıl toplantı ve gösteri hakkının özgürce kullanılmasını yasal 
güvence altına alacağız. 
• Bu hakkı kullanan yurttaşların devlet tarafından “makul şüpheli” olarak 
görülmesini önleyeceğiz. 
• Özgürlükçü demokrasinin ve denge denetleme mekanizmalarının 
vazgeçilmez bir unsuru olan örgütlü toplumu güçlendireceğiz. 
• Tüm siyasal, sosyal ve kültürel hakları çoğulcu bir anlayışla ve toplumla 
birlikte geliştireceğiz. 
 
GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM 
TBMM’YE ETKİNLİK KAZANDIRACAĞIZ 
 
• Yasa tasarılarının ve tekliflerinin yasama organında ve ulusal 
kamuoyunda yeterince tartışıldıktan sonra kabul edilmesine özen 
göstereceğiz. 
• TBMM’nin iradesini gasp eden Kanun Hükmünde Kararname 
uygulamalarını istisnai hale getireceğiz. 
• Yasama sürecinin işleyişini bozan, şeffaflıktan uzak “torba kanun” 
uygulamasına son vereceğiz. 
• Yasamayı yürütmeye tabi kılan ve milletvekillerinin iradesine ipotek 
koyan anlayışla mücadele edeceğiz. 
• Meclis komisyonlarının sayısını ve etkisini artırarak farklı toplum 
kesimlerinin sorunlarını doğrudan TBMM’ye taşıyacağız. 
 
TBMM’NİN YÜRÜTMEYİ DENETLEME YETKİSİ 
 
• Araştırma komisyonlarını çeşitlendirerek TBMM’nin denetleme işlevini 
güçlendireceğiz. 
• TBMM’de başkanlığını ana muhalefetin yapacağı “Kesin Hesap 
Komisyonu’nu” kuracağız. 
 
• Sayıştay’ın özerkliğini yeniden sağlayacak, Sayıştay raporlarının 
TBMM’ye eksiksiz ve düzenli olarak sunulmasını sağlayacağız. 
• TBMM’nin bütçe hakkını güvence altına alacak, mali denetim işlevlerini 
güçlendireceğiz. 
 
SİYASİ PARTİLER SİSTEMİ 
TEMSİLDE ADALET 
 
• Seçim kanunları ve Siyasi Partiler Kanunu başta olmak üzere, 12 Eylül 
rejiminden kalma antidemokratik kanunları değiştireceğiz. 
• Başta % 10 seçim barajı olmak üzere demokratik siyasetin ve 
adil temsilin önündeki bütün engelleri kaldıracağız. 
• Seçimlerin, özgür ve adil biçimde gerçekleşmesi için gerekli evrensel 
kuralları, özerk kurulları ve saydam işleyiş biçimlerini tesis edeceğiz. 
• Yurt dışındaki yurttaşlarımızın, her 300 bin seçmene bir milletvekili 
düşecek şekilde, 10 milletvekili ile temsil edilmesini sağlayacağız. 
• Memurların siyasi partilere üye olma yasağını kaldıracağız. 
 
PARTİLER ARASI ADİL REKABET 
 
• Seçimlerin adil bir ortamda yapılması için gereken tüm kurumsal ve 
yasal düzenlemeleri yapacağız. 
• Seçim yolsuzluklarının etkin şekilde cezalandırılmasını sağlayacağız. 
• Siyasetin finansmanını şeffaflaştırarak, adil rekabeti engelleyen 
harcamalara kısıtlamalar getireceğiz. 
• Seçimlerde, kamu kaynaklarının iktidar partisi lehine sonuç doğuracak 
biçimde kullanılmasını önleyeceğiz. 
• Seçimler sandıklarının ve seçim verilerinin güvenliğini sağlayacak 
tarafsız ve bağımsız mekanizmaları kuracağız. Kamu görevlilerinin etki 
altında bırakılmasını engelleyeceğiz. 
 
DÜRÜST VE KATILIMCI SİYASET 
 
• Siyasi Ahlak Yasası çıkaracağız. 
• Siyasi Partiler Kanunu’nu parti içi demokrasiyi güçlendirecek şekilde 
değiştireceğiz. 
• Siyasi partilerde üyelerin haklarını güçlendirileceğiz. 
• Maddi gücü olmayan yurttaşların demokrasi yarışının dışında kalmasını 
engelleyeceğiz. 
 
GÜVENLİK HAKKI 
YURTTAŞLARI KORUYAN YASAL DÜZENLEMELER YAPACAĞIZ 
 
• Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nu demokratikleştireceğiz. 
• Kolluk güçlerinin keyfi uygulamalarına, orantısız şiddete ve biber gazı 
kullanımına son verecek yasal düzenlenmeleri yapacağız. 
• Kolluk kuvvetlerinin, yurttaşların temel insan haklarını hiçe sayacak 
şekilde silah kullanmasını engelleyeceğiz. 
• Kamu görevlisine direnme ve hakaret suçunun, yurttaşların haklarını 
ihlal edecek şekilde kötüye kullanılmasına izin vermeyeceğiz. 
 
CEZASIZLIĞA SON VERECEĞİZ 
 
• Cezasızlığı devletin resmi politikası olmaktan çıkaracağız. 
• Kamu görevlilerinin yargı denetiminden kaçırılmasına izin 
vermeyeceğiz. 
• Görevlerini kötüye kullanan kolluk kuvvetlerinin, vali iznine bağlı 
olmaksızın yargılanmasını sağlayacağız. 
• Orantısız güç kullanma izni veren üst düzey görevlilere karşı 
dava yolunu açacağız. 
• AİHM’in hükmettiği tazminatları kötü muameleyi yapan kamu 
görevlilerine rücû ettireceğiz. 
• Nefret suçlarının tanımını genişletecek, zaman aşımına uğraması ve 
para cezasına çevrilmesini engelleyeceğiz. 
 
ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ 
 
• Yurttaşların hayatlarını değil, devleti şeffaflaştıracağız. 
• Polis ve istihbarat birimlerinin kamusal ve özel hayata haksız 
müdahalelerine son vereceğiz. 
 
• Kişisel verilere hâkim kararı olmaksızın erişilmesini engelleyecek, 
bu yolla elde edilen kişisel verileri yargı kararı ile imha edeceğiz. 
• Kamu görevlilerinin nefret suçu kapsamındaki uygulamalarına yasal 
yaptırım getireceğiz. 
• Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu demokratik ilkeler 
çerçevesinde, “unutulma hakkını” da kapsayacak şekilde en kısa 
zamanda kabul edeceğiz. 
• TİB’i özel hayatın korunması ilkesine göre yeniden yapılandıracak ve 
saydamlaştıracağız. 
 
İSTİHBARAT BİRİMLERİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞU 
 
• MİT Kanunu’nun kamu görevlilerine mutlak dokunulmazlık 
kazandırmasına son vereceğiz. 
• MİT’in şahsileşmiş bir iktidarın istihbarat ve komplo aracına 
dönüşmesinin önüne geçeceğiz. 
• MİT müsteşarının yargılanması için gerekli olan idari izni, 
Cumhurbaşkanı’ndan alarak, yetkiyi Başbakan’a vereceğiz. 
• “Devlet sırrı” kavramının kapsamını daraltacak ve kötüye 
kullanılmasının önüne geçeceğiz. 
 
ÖZGÜR İNSAN 
 
• Toplumu korku, baskı ve hedef gösterme yoluyla sindirmeye çalışan 
anlayışa son vereceğiz. 
• Yurttaşları özel ve kamusal yaşamlarında keyfi, hukuk dışı ve despotik 
uygulamalarla karşı karşıya bırakan tüm mekanizmaları ortadan 
kaldıracağız. 
• Yurttaşların yaşam tarzını, bireysel tercih ve eğilimlerini boğmaya 
çalışan siyasal müdahalelerin önüne geçeceğiz. 
• Eleştirel ve muhalif görüşleri susturmaya çalışan hukuksuz baskı ve 
yıldırma çabalarına izin vermeyeceğiz. 
 
KEYFİ TUTUKLAMA VE GÖZALTILARA SON VERECEĞİZ 
 
• Bir cezalandırma ve yıldırma pratiğine dönüşmüş olan tutukluluğun 
hukuksuz kullanılmasına son vereceğiz. 
• Farklı toplum kesimlerinin demokratik haklarını kullanmasını 
engellemek ve sindirmek amacıyla uygulanan keyfi gözaltılara 
son vereceğiz. 
• Tutukluluk ve gözaltı süreleri ve süreçleriyle ilgili yasal kısıtlamaları 
en kısa zamanda AB standartlarıyla uyumlu hale getireceğiz. 
 
HUKUK DEVLETİ VE YARGI REFORMU 
KURUMSAL DÜZENLEMELER 
 
• Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay üyelerini yüksek yargının 
önerdiği adaylar arasından ve TBMM’de nitelikli çoğunluk ve geniş bir 
uzlaşı ile seçeceğiz. 
• Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Kolluk kuracağız. 
• Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ne (DGM) dönüşmüş olan Sulh Ceza 
Hâkimlikleri’ni kaldıracağız. 
• Adli Tıp Kurumu’nun siyasi baskıdan uzak bir biçimde özerk, hızlı ve 
nitelikli çalışmasını sağlayacağız. 
• BM standartlarına uygun, insan hakları STK’lerinin de temsil edildiği 
bir İnsan Hakları Ulusal Denetim Kurumu kuracağız. 
 
YASAL DÜZENLEMELER VE ADİL YARGILANMA 
 
• Tüm kanunları gündelik yaşamın gereklilikleri ile uyumlu hale 
getireceğiz. 
• Keyfi suçlamaları önlemek için terör suçunun yasalarda 
demokratik ilkeler çerçevesinde ve yoruma yer bırakmayacak şekilde 
tanımlanmasını sağlayacağız. 
• Cezaevlerinde soyut ve yoruma açık düzenlemelere dayanarak 
mahkûmların haklarının ihlal edilmesini önleyeceğiz. 
• Gizli tanık uygulamasına son vereceğiz. 
• Davaların keyfi gerekçelerle başka kentlere taşınmasını önleyeceğiz. 
 
 
MAHKEME KARARLARININ UYGULANMASI 
 
• Adil yargılanma hakkı çerçevesinde, kanunları ve mahkeme kararlarını 
istisnasız ve herkes için eşit bir şekilde uygulayacağız. 
• Gerekçesiz yargı kararlarıyla yurttaşların temel hak ve hürriyetlerinin 
kısıtlanmasını engelleyeceğiz. 
• Yargı kararlarının saydam ve elektronik ortamda erişilebilir olmasını 
sağlayacağız. 
• Tüm yargı kararlarının adil yargı ilkesine uygun denetimini yeniden 
tesis edeceğiz. 
• Sulh Ceza Hâkimlikleri’nin geçmiş kararlarının, adil yargı ilkesine 
uygunluk yönünden denetlenmesini sağlayacağız. 
 
HSYK’NİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI 
 
• HSYK’yi, Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu olarak ikiye 
ayıracağız. 
• Adalet Bakanı’nı ve Bakanlık Müsteşarı’nı bu kurulların dışına 
çıkaracak, siyasal iktidarın hâkimler ve savcılar üzerindeki vesayet ve 
patronajını sona erdireceğiz. 
• Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun özellikle 
hâkimlerin ve savcıların özlük hakları ile ilgili kararlarını yargı 
denetimine açacağız. 
• Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimlerinde 
kadınların temsilini artırmak için cinsiyet kotası getireceğiz. 
• Temsilci seçimlerinde, Adalet Bakanlığı bürokratlarının ayrıcalıklı 
konumlarını kötüye kullanmalarının önüne geçeceğiz. 
 
HÂKİMLERİN VE SAVCILARIN BAĞIMSIZLIĞI 
 
• Hâkim ve savcıların mesleğe girişinde nesnel ölçütler getirerek, liyakati 
esas alacağız. 
• Hâkim ve savcıları idari olarak Adalet Bakanlığı’na bağlı olmaktan 
çıkaracağız. 
• Hâkimlerin bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına alacak bir 
atama ve nakil sistemi oluşturacağız. 
• Sürgün uygulamalarına son vereceğiz. 
 
TARAFSIZ CUMHURBAŞKANI 
 
• Partiler üstü, sembolik yetkilerle donatılmış, yürütme ve yasama 
üzerindeki etkisi sınırlandırılmış bir Cumhurbaşkanlığı modelini 
yeniden tesis edeceğiz. 
• Cumhurbaşkanı’nın yargı ve diğer üst düzey bürokrasi atamalarındaki 
yetkilerini kısıtlayacağız. 
• Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesini anayasal tanımlara uygun olarak 
mütevazı ve hesap verebilir hale getireceğiz. 
• Örtülü ödeneğin keyfi biçimde ve siyasi amaçlarla kullanılmasını 
engelleyecek yasal düzenlemeleri yapacağız. 
• Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunun, yurttaşları sindirme amacıyla 
kullanılmasını mümkün kılan yasaları kaldıracağız. 
 
ÇOĞULCU MEDYA, ÖZGÜR İNTERNET 
MEDYAYI SİYASETİN VESAYETİNDEN KURTARACAĞIZ 
 
• TMSF’ye devredilmiş medya kuruluşlarının iktidarın güdümüne 
girmesine ve propaganda aracına dönüşmesine engel olacağız. 
• Kamu kaynaklarının, TMSF yoluyla iktidara yakın gazetelere ve 
televizyonlara aktarılmasına son vereceğiz. 
• TRT’yi iktidarın siyasi aracı olmaktan çıkaracak, idari ve mali açıdan 
özerkleştireceğiz. 
• RTÜK’ü kurumsal çerçeve, üye bileşimi ve yasal mevzuat açısından 
demokratik ilkelere göre yeniden yapılandıracağız. 
• RTÜK’ün, program durdurma ve ceza uygulamalarını, medya üzerinde 
baskı ve sansür aracı olarak kullanmasını önleyeceğiz. 
 
MEDYA KURULUŞLARI VE EMEKÇİLERİ ÜZERİNDEKİ BASKILARA SON 
VERECEĞİZ 
 
• Medya kuruluşları ve mensuplarına karşı partizanca saldırılara ve keyfi 
cezalandırmalara engel olacağız. 
• Yazar ve gazetecilerin maruz bırakıldığı işten attırma, polis baskınları, 
hukuksuz yargılama, sansür ve hakaret davaları gibi uygulamalara son 
vereceğiz. 
 
• Medya emekçilerinin sendikalaşmasının önündeki yasal engelleri 
kaldıracağız. 
• Medya çalışanlarına iş güvencesi sağlayacağız. 
• Yerel medya kuruluşlarını destekleyeceğiz. Yerel medya üzerindeki 
siyasi baskılara son vereceğiz. 
 
MEDYADA ADİL MALİ REKABETİ GÜVENCE ALTINA ALACAĞIZ 
 
• Kamunun pay sahibi olduğu bankaların ve şirketlerin siyasi tercihlerle 
özgür medyaya uyguladığı reklam ambargosuna son vereceğiz. 
• Gazete tirajlarının ve TV izlenme oranlarının şeffaf bir şekilde 
ölçülmesini sağlayacağız. 
• Medya kuruluşlarının erişim rakamları ile oynanarak kayırılmasına izin 
vermeyeceğiz. 
• Bedava dağıtım ve şişirilmiş rakamlarla okurların ve reklam verenlerin 
aldatılmasını engelleyeceğiz. 
 
BİLGİYE ERİŞİM HAKKINI GÜVENCE ALTINA ALACAĞIZ 
 
• Yurttaşların bilgilenme hakkını yasal güvence altına alacağız. 
• Ulusal ve yerel tekelleşmeyi engelleyecek önlemlerle bilgi 
kaynaklarının çeşitliliğini artıracağız. 
• Mahkeme kararıyla alınan yayın yasaklarını, yurttaşların bilgiye erişim 
haklarını gözetecek şekilde kısıtlayacağız. 
• Kamu kuruluşlarının medyaya keyfi akreditasyon dayatmasına son 
vereceğiz. 
• Basın toplantısı ve gezi gibi etkinliklere tüm medya kuruluşlarının 
nesnel ölçütler çerçevesinde davet edilmesini güvence altına alacağız. 
• Devlet suçlarının, devlet sırrı adı altında korunmasına izin vermeyeceğiz. 
• Tekzip (yanıt hakkı) uygulamasının özgür medyayı susturma amaçlı 
kullanılmasına son vereceğiz. 
 
İNTERNET VE SOSYAL MEDYA KULLANIMINI ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ 
 
• İnternete ilişkin tüm kanunları, taraf olduğumuz uluslararası 
sözleşmeler ile uyumlu hale getireceğiz. 
• Mahkemeler dışındaki mercilerin erişim engelleme yetkisini 
kaldıracağız. 
• Yasaklara zemin oluşturan katalog suçları yoruma açıklık bırakmayacak 
şekilde tanımlayacak ve bu suçların kapsamını daraltacağız. 
• İçişleri Bakanlığı kararnameleri ve polis eliyle yapılan sosyal medya 
izlemeleri ve fişlemelerine son vereceğiz. 
• Siyasilerin, İnternet paylaşımlarını hedef alan keyfi tazminat 
davalarıyla yurttaşların eleştiri hakkını gasp etmesine izin vermeyeceğiz. 
 
AYRIŞTIRMA VE KUTUPLAŞTIRMA DEĞİL, UZLAŞTIRMA VE 
BİRLEŞTİRME 
 
• Devlet yönetiminde, dil, kültür, inanç ve yaşam tarzları arasında ayrım 
yapmaksızın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı ortak paydasını esas alacağız. 
• Kamu hizmetlerinde eşitlikçi bir anlayışla hareket edecek ve farklılıklara 
saygılı davranacağız. 
• Korku ve şüphe üzerine kurulu siyaset anlayışını ortadan kaldıracak, 
güven, diyalog ve karşılıklı anlayış kültürünü yerleştireceğiz. 
• Kutuplaştırıcı anlayışı ortadan kaldırarak, toplumsal barışı tesis 
edeceğiz. 
• Yasal düzenlemeler ve yaptırımlar yoluyla, cinsel yönelim ve cinsiyet 
kimliğine dayalı tüm ayrımcılıklara karşı kararlı şekilde mücadele 
edeceğiz. 
• Yurttaşları, özellikle de gençleri “olağan şüpheliler” olarak gören 
ve sindirmeye çalışan, yaşam tarzlarına müdahale eden anlayışa son 
vereceğiz. 
 
BİR ARADA YAŞAMI LAİKLİK İLKESİYLE GÜVENCE ALTINA ALACAĞIZ 
 
• Din, mezhep ve inanç farkı gözetmeksizin tüm yurttaşlarımızın inanç 
ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alacağız. 
 
• Din ve siyaset işlerinin birbirinden ayrı tutulmasına ve dinin siyasete 
alet edilmemesine özen göstereceğiz. 
• Diyanet İşleri Başkanlığı’nı, tüm inançlara eşit mesafede duracak 
şekilde yeniden yapılandıracağız. 
• Evrensel insan hakları ilkeleri çerçevesinde, farklı din ve inançlara 
mensup tüm yurttaşların ibadethane açmalarının önündeki engelleri 
kaldıracağız. 
• Cemevlerini diğer ibadethaneler gibi yasal statüye kavuşturacağız. 
• Zorunlu din derslerini kaldıracağız. Bu dersleri çoğulcu bir içeriğe 
kavuşturacak ve seçmeli hale getireceğiz. 
• Din ve inanç temelli ayrımcılık ve nefret suçlarına karşı yasal yaptırım 
uygulayacağız. 
 
KÜRT SORUNU 
 
• Her türlü şiddet ve baskıyı sona erdirerek, sorunu siyaset yoluyla 
çözeceğiz. 
• Kürt sorununun çözüm yerinin TBMM olmasını sağlayacağız. 
• TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partileri çözüm için bir araya 
getirerek süreci geniş bir toplumsal uzlaşma ile yürüteceğiz. 
• Sorunu çözmeye yönelik tüm girişimlerin şeffaf ve hukuka uygun 
olmasını temin edeceğiz. 
• Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlar ve Uludere katliamı başta olmak 
üzere tüm faili meçhuller, işkenceler ve hak ihlallerini araştıracak bir 
Meclis Komisyonu kuracağız. 
• Eşit vatandaşlık ilkesinin gereği olarak, anadili Türkçe olmayan 
yurttaşlarımızın kamu hizmetlerinden eksiksiz olarak 
yararlanabilmesini sağlayacağız. 
• İdari sistemimizde yerinden yönetim ilkesini hayata geçireceğiz. 
 
YASAKLARA SON VERECEĞİZ 
 
• 12 Eylül darbe Anayasası’nın yerine demokrasiyi, özgürlükleri, temel 
hakları ve hukuk devletini teminat altına alan, eşit vatandaşlık temelli 
yeni bir anayasa yapacağız. 
• Seçimlerde ve siyasette dil yasaklarını sona erdireceğiz. 
• Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan ifade 
özgürlüğünü kısıtlayıcı hükümleri kaldıracağız. 
• Resmi ve ortak dilimiz Türkçe’nin her kademede eğitim ve öğretim 
dili olmasını ve anadilin öğretimi önündeki engellerin kaldırılmasını 
sağlayacağız. 
• Yurttaşların anadilin öğretimi hakkından yararlanabilmesi için gerekli 
altyapıyı, kamu desteği ile oluşturacağız. 
• Eğitim politikalarımızı çocuğun üstün yararı anlayışını gözeterek 
geliştireceğiz. 
• Mayınlı arazilerin temizlenerek, tarım amaçlı kullanım için yoksul 
köylülere dağıtılmasını sağlayacağız. 
• Güvenlik sisteminin bir parçası olan koruculuk sistemini, korucuların 
ekonomik ve sosyal haklarını koruyarak ve onlar için yeni istihdam 
olanakları sağlayarak kademeli olarak kaldıracağız. 
• Köy, kasaba ve şehirlerin orijinal adlarını iade edeceğiz. 
GEÇMİŞİN YARALARINI SARACAĞIZ 
 
• Faili meçhul cinayetlerde, insan hakkı ihlali ve işkence suçlarında 
zaman aşımını kaldıracağız. 
• Zorunlu göçe tabi tutulan vatandaşlarımızdan isteyenlerin 
topraklarına geri dönebilmeleri için gerekli tedbirleri alacak ve 
mağduriyetlerini gidereceğiz. 
• Madımak Oteli’ni Hoşgörü Müzesi yapacağız. 
• Diyarbakır Cezaevi’ni, İnsan Hakları ve Demokrasi Müzesi’ne 
dönüştüreceğiz. 
• Roboski katliamını yeniden soruşturacak, sorumluları, bulundukları 
görev ne olursa olsun yargı önüne çıkaracağız. 
• Dersim olaylarının araştırılması için Dersim arşivlerini, TBMM’de 
toplayarak araştırmacıların incelemesini ve gerçeklerin ortaya 
çıkmasını sağlayacağız. 
• 21 Mart’ı Nevroz bayramı olarak resmi tatil ilan edeceğiz. 
 
ÖRGÜTLÜ TOPLUM, DEMOKRATİK SİYASET 
YASAL DÜZENLEMELER 
 
• Temel bir anayasal hak olan örgütlenme hakkını güvence altına 
alacak, örgütlü toplumun önündeki tüm anti-demokratik engelleri 
kaldıracağız. 
• Dernekler Yasası’nı gözden geçirecek, örgütlenme özgürlüğünü 
kısıtlayan ve zorlaştıran bürokratik engelleri ortadan kaldıracağız. 
• Sendikal hakları genişletecek ve yasal güvence altına alacağız. 
 
SİVİL TOPLUM 
 
• Sivil toplum üzerindeki siyasal baskılara son vereceğiz. 
• Kamu yararı gözeten sivil toplum kuruluşlarını mali açıdan 
güçlendirecek ve bu STK’lerin özerkliklerini güvence altına alacağız. 
• Tüm toplum kesimlerini, meslek odalarını, çevre, gençlik ve kadın 
örgütlerini ulusal ve yerel düzeylerde karar alma süreçlerine dâhil 
edeceğiz. 
• Meslek örgütleri üzerindeki baskılara son vereceğiz. 
• Meslek örgütlerinin yasalarını, kurumların özerkliğini güçlendirecek 
şekilde, paydaşların katılımıyla hazırlayacağız. 
• Meslek örgütlerinin mali haklarını ve denetim yetkilerini koruyacağız. 
KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ 
 
• Kadın-erkek eşitliğini yaşamın tüm alanlarında sağlamak için gereken 
yasal düzenlemeleri yapacağız. 
• Baskıcı ataerkil anlayışla kararlılıkla mücadele edeceğiz. 
• Kadına yönelik şiddete karşı “sıfır tolerans” anlayışıyla hareket edecek, 
bu konuda gereken yasal yaptırımları kararlılıkla uygulayacağız. 
• Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesine son vermek için 
gereken tüm önlemleri alacağız. 
 
İŞ DÜNYASINA YAPILAN SİYASİ BASKILAR 
 
• Ekonomiyi demokrasi ve saydamlık ilkelerine uygun şekilde 
yönetecek, hukukun üstünlüğünü esas alacağız. 
• Ekonomi dünyasıyla ilgili tüm üst kurulları özerkleştirecek ve siyasal 
iktidarın müdahalelerine karşı koruyacağız. 
• Farklı sermaye gruplarının haksız vergi cezalarıyla sindirilmeye 
çalışılmasına son vereceğiz. 
• Vergi denetimlerinin, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ölçütleri 
çerçevesinde yapılmasını sağlayacağız. 
 
 
ÜRETEN, İŞ İMKÂNI SAĞLAYAN, REKABETÇİ 
 
 
EKONOMİ VE HERKESİ KAPSAYAN BÜYÜME 
 
 
Devlet yurttaşlar için vardır. CHP, her yurttaşın mutlu, huzurlu ve rahat 
yaşayacağı bir Türkiye hedeflemektedir. Ülkemiz, çalışmak isteyen herkesin 
iş bulduğu, her yurttaşın gelişmiş ülkelerdeki yaşam standartlarını 
yakalayacak düzeyde gelir elde ettiği, istisna gözetilmeksizin herkesin temel 
ihtiyaçlarının sosyal devletin güvencesi altında olduğu bir ekonomik düzene 
ihtiyaç duymaktadır. 
 
CHP, herkesin güvenle yatırım yapabileceği, emeğinin karşılığını alabileceği, 
her yurttaşın yüksek becerilere sahip olabileceği, bilgi ve teknolojiye 
erişebileceği bir Türkiye inşa etme kararlığındadır. CHP iktidarında, ülkemiz 
yurttaşlarımızın yalnızca siyasi değil, ekonomik olarak da özgür olacağı 
bir düzene kavuşacaktır. Bu düzen, yapısal reformların yer aldığı yeni bir 
kalkınma hamlesi ve refahın adilce paylaşıldığı bir kalkınma programı 
hayata geçirilerek sağlanacaktır. Hedefimiz, insanlarımızın daha uzun ve 
sağlıklı yaşamasını, dünya ile rekabet edebilecek niteliklerle donanmasını ve 
insanımızın yaşam standardının dünyanın en gelişmiş ülkelerinin seviyesine 
yükselmesini sağlamaktır. Bu çerçevede CHP, bugün 69. sırada olduğumuz 
BM insani gelişmişlik endeksinde, ülkemizi gelecek 20 yılda ilk 20 ülke 
arasına taşımayı amaçlamaktadır. 
 
Bugün yurttaşlarımız ekonominin kötü yönetilmesi yüzünden mutsuz ve 
karamsardır. Ekonomimize karşı güven giderek kaybolmakta, ülkemizde 
yatırım ortamı bozulmaktadır. Özel sektörün yatırımları, sabit fiyatlarla, 
2011 düzeyinin altına inmiştir. Ekonomik büyüme hızımız % 2-3 bandına 
sıkışmıştır. Yaklaşık 6 milyon yurttaşımız işsiz durumdadır veya iş bulma 
ümidini kaybetmiştir. Neredeyse her beş gencimizden biri işsizdir. 
 
AKP iktidarında vatandaşlarımız hızla borçlandırılmıştır. AKP’nin ekonomi 
politikaları yüzünden Türkiye; yoksulluk, işsizlik, borç ve mutsuzluk sarmalına 
mahkûm edilmiştir. Bunun nedeni ekonomik kaynaklarımızın yetersizliği 
değil, ekonominin kötü yönetilmesidir. CHP, ekonominin, kısıtlı kaynakların 
yönetilmesinden ibaret olmadığının bilincindedir. Akılcı ekonomi yönetimi, 
hâlihazırda çok yüksek olan ekonomik potansiyelimizin etkin, verimli ve 
sürdürülebilir şekilde toplum yararına kullanılması esasına dayanmaktadır. 
 
Türkiye maalesef orta gelir ve orta teknoloji tuzağına yakalanmıştır. 
2015 yılında kişi başına gelirimizin 10 bin doların altına düşerek, 
2007 seviyelerine gerileyeceği anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle, 
yurttaşlarımızın geliri 8 yıldır yerinde saymaktadır. Yine 2015’in ilk 7 ayında 
imalat sanayi ihracatının sadece % 3,3’ü yüksek teknoloji içermektedir. 
Yurttaşlarımız kötü yönetim sebebiyle zaman ve kaynak kaybı yaşamayı 
kesinlikle hak etmemektedir. 
 
Diğer taraftan, yeni bir eşikte olan küresel ekonomide artık ucuz 
ve bol para dönemi sonlanmak üzeredir. Küresel risklerin yanı sıra, 
ülkemizin bulunduğu coğrafyada bölgesel jeopolitik riskler de giderek 
daha tehlikeli boyutlara varmaktadır. Küresel ve bölgesel risklerle 
Türkiye’nin kendi ekonomik sorunları birleşince, 2015 ortalarından 
itibaren Türkiye ekonomisi, dünyadaki en kırılgan 3 ekonomi arasına 
girmiştir. Ekonomideki kırılganlıkları giderecek reformlar bir an önce 
gerçekleştirilmezse ve hızla güven sağlanmazsa, karşılaşılan bu riskler 
ilerleyen günlerde ekonomimizi daha da olumsuz etkileyecektir. 
 
CHP ülkemizdeki karamsarlığı ortadan kaldıran, bilgi çağını yakalayan, 
herkese iş imkânı sağlayan, kapsayıcı bir büyüme ve kalkınma stratejisiyle 
zenginleşerek insanına umut veren bir Türkiye için iktidara taliptir. CHP’nin 
yeni kalkınma hamlesi, Türkiye’yi 21. yüzyılda hak ettiği yere taşıyacak 
ve tüm yurttaşlarımızın mutlu ve müreffeh bir geleceğe kavuşmasını 
sağlayacaktır. CHP’nin yapacağı kalkınma atılımı, ekonomi politikalarının 
bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasına dayanmaktadır. Ekonomik 
kalkınma anlayışımızın merkezinde, insana yatırım vardır. Bu kalkınma 
anlayışı bilgi ekonomisini, yüksek katma değerli, yenilikçiliğe (inovasyona) 
dayalı ve rekabetçi üretimi hedeflemektedir. Bu hedef, küresel ısınma 
ve çevre kirliliğine karşı yeşil ekonomiye dönüşümü ve sürdürülebilirliği 
sağlamayı kapsamaktadır. Neoliberalizmden farklı olarak piyasanın iyi 
ve adil bir biçimde düzenlendiği, adil bir gelir dağılımını sağlamak ve 
büyümenin dışlayıcı olmasını önlemekte kamunun güçlü bir role sahip 
olduğu bir yaklaşımın ürünüdür. CHP’nin yeni kalkınma hamlesinde 
izlenecek bütüncül politikalarla tarım, sanayi, hizmetler ve inşaat 
sektörünün dengeli gelişimi hedeflenmektedir. 
 
 
CHP’nin ekonomi politikaları dört ana eksen üzerine inşa edilmektedir. 
İlk eksen demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, devletin saydamlığını ve 
hesap verebilirliğini, kurallılığı güçlendiren politikalardan oluşmaktadır. 
Dünyaya açık, AB’ye üyelik perspektifini güçlendiren, yurttaşına hesap 
veren bir hukuk devleti ve çağdaş demokrasi anlayışı egemen kılınarak, 
ekonomide güven ve iş yapma iklimi güçlendirilecektir. İkinci eksen 
ülkemizin dünyada rekabet gücünü artıran politikalardan oluşmaktadır. 
Rekabetçi bir ekonomi için ihtiyaç duyulan üretken yatırımlara, nitelikli 
iş gücüne ve verimlilik artışına katkıda bulunacak politikalar bu eksenin 
temelidir. Üçüncü eksen ekonomik gelişme ve büyümenin toplumun tüm 
kesimlerine yayılmasını, büyümenin herkesi kucaklamasını ve kimsenin 
yaratılan refahtan dışlanmamasını sağlayacak politikalardan oluşmaktadır. 
CHP’nin ekonomi stratejisinin dördüncü ekseninde ekonomik istikrarla 
beraber sosyal ve çevresel dengeyi korumayı taahhüt eden politikalar 
bulunmaktadır. 
 
Yurttaşlarımızın geçmişte büyük bedeller ödemesiyle gerçekleştirilen 
birinci nesil reformlar 13 yıllık AKP iktidarında tahrip edilmiştir. CHP’nin 
gerçekleştireceği yeni kalkınma hamlesi, makroekonomik istikrarın 
sağlanabilmesi için bu reformları yeniden tahkim edecektir. Bunun yanı 
sıra CHP’nin yeni kalkınma hamlesi, Türkiye’yi içine düştüğü orta gelir 
ve orta teknoloji tuzağından çıkaracak, orta ve uzun vadede etkisini 
gösterecek ikinci nesil yapısal reformları da kapsayacaktır. 
CHP iktidarında makroekonomik istikrarı tesis edecek etkin maliye ve 
para politikaları hızla uygulamaya konulacaktır. Kurallı maliye politikası 
çerçevesinde, mali disipline, borcun sürdürülebilirliğine ve dengelere 
dikkat edilerek, büyümeyi destekleyecek ve refahın halka yayılmasını 
sağlayacak önlemler alınacaktır. Böylece yatırımcı güveni hızla tesis 
edilerek Türkiye yatırım yapılabilir bir ülke haline gelecektir. 
 
Fiziksel yatırımların artması, iş ve istihdam sorununun çözümü için 
önceliklidir. Ancak CHP, Türkiye’nin istihdam sorununun sadece 
yatırımlarla çözülemeyeceğinin farkındadır. CHP, istihdamın artırılmasına 
dönük yatırımların yanı sıra ekonomide rekabetçiliğin geliştirilmesi için 
etkin bir eğitim reformunun gerekliliğine inanmaktadır. Gerek fiziksel 
 
gerekse insana yapılacak yatırımlarla ekonomi genelinde verimlilik artışı 
sağlanacaktır. Böylece Türkiye ekonomisi düşük ücretle rekabet eden 
bir ekonomi değil, verimliliği artırarak rekabet eden ve zenginleşen bir 
ekonomi haline dönüşecektir. CHP iktidarında vergi, gelir ve iş hayatında 
örgütlülük politikalarından yararlanarak herkesin yaratılan gelirden hak 
ettiği payı alması sağlanacaktır. 
 
CHP’nin yeni kalkınma hamlesiyle Türkiye, en önemli üstünlüğü olan 
demografik fırsat penceresinden azami şekilde faydalanacaktır. Sahip 
olduğumuz genç nüfusun sunduğu fırsat penceresi, önümüzdeki 20 
yıl boyunca açıktır. Bu sınırlı zamanı değerlendirebilmek için çalışma 
hayatında özellikle genç ve kadınların önündeki engelleri kaldıracak 
tedbirler alınarak iş gücüne katılım artırılacaktır. 
 
Genç nüfusun yanı sıra Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya ülkemize 
olağanüstü imkân ve fırsatlar sunmaktadır. Türkiye, dünyanın en önemli 
pazarlarına 3-4 saatlik uçuş mesafesindedir. Ülkemiz doğru politikalarla 
Avrupa, Asya ve Afrika’nın ortasında önemli bir üretim, yatırım ve lojistik 
üssü olma imkânına sahiptir. 
 
Bu iki önemli üstünlüğü fırsata dönüştürmek amacıyla hazırlanan “Merkez 
Türkiye’’ projesi, CHP iktidarının ikinci yılında uygulamaya geçecektir. 
Proje kapsamında Anadolu’da yeni kurulacak lojistik ve yüksek katma 
değerli üretim odaklı akıllı şehir, Türkiye’deki önemli limanlara demir yolu 
ağlarıyla bağlanacaktır. Bu proje Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak, 
orta gelir ve orta teknoloji tuzağından çıkmasına ivme kazandıracaktır. Bu 
proje sayesinde, ihmal edilen Anadolu tüm dünyanın önemli bir lojistik ve 
üretim üssü olacaktır. Bu projeyle Türkiye, denize bağlantısı olmayan tüm 
yakın coğrafyanın dünya ticaretine erişim imkân ve kabiliyetini artıran 
küresel bir liman haline gelecektir. Merkez Türkiye; ekonomileri, pazarları 
ve kültürleri birbirine bağlayarak ülkemizin içinde yer aldığı coğrafyada 
barış ve huzuru da pekiştirecek bölgesel bir zenginleşme projesidir. 
 
21. yüzyılda üretimin temel kaynağı bilgidir. Bilginin kullanılması ve 
üretime dönüşmesi için teknoloji ve bilişim altyapısına ihtiyaç vardır. 
CHP’nin ekonomi programı bilgiye, bilginin altyapısına ve insana yatırım 
 
yapmayı öncelemektedir. Bu alanlarda yapılacak yatırımlarla dinamik 
insan gücüne dayanan bir ekonomik model sayesinde Türkiye dünya 
liginde ön sıralarda yer alacaktır. 
 
Türkiye, bilgi ekonomisine hızla geçecek ve uluslararası düzeyde 
rekabet edebilecek potansiyele sahiptir. CHP’nin ekonomi programı, bu 
potansiyeli hayata geçirecek ve geleceğin Türkiye’sinde kaynak sorununu 
çözerek herkese daha iyi bir hayat sunacaktır. 
 
REFAH SEVİYESİ YÜKSEK BİR TOPLUM: CHP’NİN YENİ 
 
KALKINMA HAMLESİNİN TEMEL İLKELERİ 
İNSAN ODAKLI KALKINMA 
 
• İnsan odaklı bir kalkınma anlayışıyla hareket edeceğiz. 
• Ekonomik kalkınmada yalnızca toplam geliri artırmayı değil, insani 
gelişmeyi de hedefleyeceğiz. 
• Gelir adaletsizliklerine son vereceğiz. 
• İşsizlikle etkin şekilde mücadele edecek, tüm yurttaşlarımıza iş 
olanağı yaratacağız. 
• Nitelikli iş gücünü yaratacak ve nitelikli işlerle buluşturacağız. 
• Gençler ve kadınlar başta olmak üzere tüm yurttaşlarımızın, 
ekonomik hayata ve üretime katılmasına fırsat sağlayacağız. 
 
BİLGİ VE TEKNOLOJİ İLE ÜRETEN VE BÜYÜYEN EKONOMİ 
 
• Sadece tüketen değil, üreten bir ekonomi modelini esas alacağız. 
• Türkiye’nin emek yoğun bir ekonomiden, üreten ve bilgi yoğun bir 
ekonomiye geçmesini sağlayacağız. 
• Doğa duyarlılığını ve enerji verimliliğini artıracak bir üretim stratejisini 
hayata geçireceğiz. 
• Türkiye’yi kendi markalarını yaratan bir ileri üretim ve teknolojik 
gelişme üssüne dönüştüreceğiz. 
• Teknolojik gelişmeden ve bunun sunduğu yaşam kalitesindeki 
artıştan toplumun tüm kesimlerinin yararlanmasını sağlayacağız. 
 
GÜÇLÜ SOSYAL DEVLET İLE İSTİKRARLI, KAPSAYICI VE 
İSTİHDAM SAĞLAYAN BÜYÜME MODELİ 
 
• Yoksulluk, işsizlik ve kayıt dışılıkla mücadelede, iş gücünün niteliğinin 
yükseltilmesi ve düşük ücret sorunlarının çözülmesinde devletin 
düzenleyici ve denetleyici rolünden etkin bir şekilde yararlanacağız. 
• Büyüme stratejisini; üretim, gelir dağılımı, sosyal kapsayıcılık ve 
sürdürülebilirlik ilkeleri ışığında tasarlayacak ve uygulayacağız. 
• Yeni teknoloji alanlarının yanı sıra, geleneksel üretim sektörlerinde 
katma değeri yüksek ürün ve faaliyetleri geliştireceğiz. 
• Yerel yatırımlarla ve doğrudan yabancı yatırımlarla, üretim 
kapasitelerinin artırılmasını sağlayacağız. 
• Dışa açık, ama finansal dalgalanmalara karşı dayanıklı, yatırım odaklı bir 
istihdam ve büyüme stratejisi izleyeceğiz. 
• Devletin istihdam ve rekabet alanında kolaylaştırıcı ve destekleyici 
olmasını sağlayacağız. 
• Özel sektörün faaliyet göstermediği alanlarda, bölgesel gelişmişlik ve 
gelir farklılıklarının giderilmesi için kamuyu öncü konuma getireceğiz. 
• Kamu yatırımlarında etkinliği, saydamlığı ve kurumlar arasındaki 
eşgüdümü sağlayacak reformları gerçekleştireceğiz. 
GELECEĞİN TÜRKİYE’Sİ: CHP EKONOMİ PROGRAMI İLE İLK 
 
20 YILLIK HEDEFLER 
 
• İnsani gelişmişlik endeksinde Türkiye’yi ilk 20 ülke arasına taşıyacağız. 
• Verimliliğin büyümeye katkısını artırarak, yıllık ortalama büyüme 
hızını %6’ya çıkaracağız. 
• Yatırımları ve üretimi ayağa kaldırarak yılda en az 1 milyon kişiye 
istihdam imkânı sağlayacağız. 
• İşsizliği % 5’in altına indireceğiz. 
• Enflasyonu % 4’ün altına düşüreceğiz. 
• Yurt içi tasarruflar ve yatırımların GSYH’deki oranlarını kademeli olarak 
% 30’a ulaştıracak, kronikleşen cari açık sorununu önümüzdeki 20 yılda 
ortadan kaldıracağız. 
 
EKONOMİ YÖNETİMİNDE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE 
 
 
ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK 
 
• Vatandaşına hesap veren, saydam bir devlet anlayışını egemen 
kılacağız. 
• Vergi denetimlerini muhalif iş adamlarını cezalandırma aracı 
olmaktan çıkartacağız. 
• Katılımcı demokrasi, örgütlü toplum, saydam ve hesap veren hukuk 
devleti anlayışıyla ekonomide güvenilirliği artırarak yatırım iklimini 
geliştireceğiz. 
 
YASAL VE KURUMSAL DÜZENLEMELER 
 
• Kamu İhale Kanunu’nu AB standartlarına uygun hale getireceğiz. 
• TBMM’nin Bütçe Hakkı’nın kapsamını genişleterek, Sayıştay’ın bütçe 
hakkının kullanılmasına yönelik yürütme üzerindeki denetimini 
etkinleştireceğiz. 
• Ekonomik ve Sosyal Konsey’i, “Ekonomi, Toplum ve Çevre Konseyi” 
haline getirerek, Konsey’e işlevsellik kazandıracak ve Konsey’in düzenli 
toplanmasını sağlayacağız. 
• Bütçenin etkin denetimi için başkanlığını ana muhalefet partisinin 
yürüteceği Kesin Hesap Komisyonu’nu kuracağız. 
 
ETKİN MALİYE POLİTİKASI 
 
• Kamu idaresi tarafından tespit edilecek olan stratejik plan ve 
performans göstergelerinin, kuruluşların bütçelerinde yer almasını 
zorunlu hale getireceğiz. 
• Kamuda mali disiplini bozan özel hesap uygulamasına son vereceğiz. 
• Vergi harcamalarını ve vergi harcamalarının etkilerini kapsayan 
raporun bütçe kanun tasarılarıyla birlikte TBMM’ye sunulmasını 
sağlayacağız. 
 
GÜVEN VEREN PARA POLİTİKASI 
 
• Merkez Bankası’nı keyfi müdahalelerden bağımsız hale getirecek, 
Kurum’un itibarını iade edeceğiz. 
• Enflasyon hedeflemesi uygulamasını etkinleştirecek, para 
politikasında saydamlığı artıracağız. 
• Enflasyonla mücadelede iyi yönetişim sağlanması amacıyla Para 
Politikası Kurulu’nun (PPK) yeterli sıklıkta toplanmasını sağlayacağız. 
• PPK tutanaklarının dünyadaki uygulamalara uygun şekilde, saydam 
olarak yayımlanmasını sağlayacağız. 
 
VERİMLİLİK VE ULUSLARARASI REKABET GÜCÜ 
YATIRIMLAR İÇİN ELVERİŞLİ BİR İKLİM 
 
• İş yapma ortamını iyileştirerek ve hukuk devletini güçlendirerek 
yatırımların hızla artmasını sağlayacağız. 
• Düzenleyici ve denetleyici kurumların özerkliğini sağlayarak güven 
tesis edeceğiz. 
• Yatırım yeri tahsisini kolaylaştırıcı adımlar atacak, bürokratik engelleri 
kaldıracağız. 
• Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla “piyasaya giriş ve çıkış” 
yüklerini azaltacağız, işlemleri basitleştirerek hızlandıracağız. 
• Yasal düzenlemeleri, paydaşların görüşlerini dikkate alarak ve etki 
analizi yaparak gerçekleştireceğiz. 
 
YATIRIMLAR İÇİN AKILCI TEŞVİK SİSTEMLERİ 
 
• Akılcı bir teşvik sistemiyle, bilgi yoğun sektörleri destekleyecek, kadın 
ve gençlerin iş gücüne katılımını artıracağız. 
• Teşvik sistemini sektörel temelde yeniden düzenleyecek, faaliyet 
seçiciliğine dayanan, bürokrasinin en aza indirildiği bir yapıya 
kavuşturacağız. 
• Sanayileşme politikamızda enerji tüketimi düşük, katma değeri 
yüksek, ileri teknolojilere dayalı sanayi dallarının gelişimine ağırlık 
vereceğiz. 
• Bu sanayi dalları arasında elektronik, genetik, yazılım, nano 
teknolojiler, uzay ve havacılığa özel önem vereceğiz. 
• Hedef odaklı, KOBİ’leri önceleyen, sadeleştirilmiş bir teşvik programı 
uygulayacağız. 
 
• Yeni teşvik ve destek programının İnternet üzerinden tek noktadan 
erişilebilir olmasını sağlayacağız. 
• Kalkınma Ajansları bünyesinde kurulacak olan KOBİ Destek Ofisleri 
uzmanlarının, KOBİ’leri kuruluşlarından itibaren teşvik sistemi 
konusunda bilgilendirmelerini sağlayarak teşvik sisteminin etkinliğini 
artıracağız. 
• Performans ve proje odaklı bir teşvik dağıtım anlayışını 
benimseyeceğiz. 
• Finansman eksiği nedeniyle yarım kalmış veya yatırım tamamlandığı 
halde işletme sermayesinin yetersiz olması nedeniyle faaliyete 
geçirilememiş işletmelerin envanterini çıkartacağız. 
• Bu envanterde yer alan yatırımları, ‘’yatırım teşvik sistemi’’ 
çerçevesinde tamamlayarak faaliyete geçirecek ve ekonomiye 
kazandıracağız. 
• Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde ticari ve ekonomik 
hayatın canlandırılması amacıyla özel bir teşvik sistemi uygulayacağız. 
 
VERGİ REFORMU 
 
• Vergilerin nereye harcandığının hesabını yurttaşa vereceğiz. 
• Kayıt dışılıkla mücadele edecek, kayıt dışılık oranını AB ülkeleri 
ortalamalarına indireceğiz. 
• Kayıt dışılığın en önemli nedenlerinden biri olan istihdam üzerindeki 
vergi yükünü azaltacağız. 
• Vergide bürokrasiyi azaltacak, sosyal güvenlik primlerinin Gelir İdaresi 
tarafından toplanmasını sağlayacağız. 
• Gelir vergisi tarife ve oranlarını farklılaştıracak, herkesten gücüne göre 
vergi alacağız. 
• Vergiye gönüllü uyumu artıracak, uyum maliyetini düşürecek 
düzenlemelere gideceğiz. 
• Orta vadeli bir strateji planı ile dolaysız vergileri esas alan, vergi 
gelirleri içerisinde dolaylı vergilerin ağırlığını azaltan bir yapı kuracağız. 
• Vergi sistemini ekonominin rekabet gücünü artıran, rekabet eşitliğini 
ve vergide adaleti sağlayan bir yapıya kavuşturacağız. 
 
FİNANSMANA ERİŞİMİN KOLAYLAŞTIRILMASI 
 
• KOBİ’lere, ödedikleri vergi ve sigorta primi tutarında faizsiz işletme 
kredisi vereceğiz. 
• KOBİ’lerin sermaye piyasalarına erişimini etkinleştirecek, finansman 
yöntemlerinin çeşitlenmesini ve daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasını 
sağlayacağız. 
• Kredi Garanti Fonu’nun kullanımını etkinleştireceğiz. 
• KOBİ’lere sağlanacak kredi desteklerinin üretimde dönüşüm 
stratejileri 
ile uyumlu olmasını sağlayacağız. 
• Yüksek teknolojiye odaklı yatırımlara, yeşil projelere, kadın ve genç 
girişimcilere verilen şirket kredilerine özel teşvikler sağlayacağız. 
• Gerekli yasal düzenlemeleri yaparak risk (girişim) sermayesi 
şirketlerinin kurulması ve yaygınlaştırılmasını destekleyeceğiz. 
• Girişim finansmanı sağlamak için kamunun katılımı ve öncülüğünde 
‘’fonların fonunu’’ geliştireceğiz. 
• Halkbank’ı özelleştirmeyecek, KOBİ’lerin ve esnafın ihtisas bankasına 
dönüştüreceğiz. 
• Kuracağımız “Teknoloji Bankası” ile teknoloji gelişme bölgelerinin 
etkinliğini artıracak; yenilikçiliği, teknoloji yatırımlarını ve 
adaptasyonunu, yeni teknoloji tabanlı ürünleri ve e-ticaret faaliyetlerini 
destekleyeceğiz. 
 
SANAYİYİ DESTEKLEYEN KAMU POLİTİKALARI 
 
• Enerji, ulaşım ve iletişim maliyetleri üzerindeki vergi yükünü azaltarak 
imalat sanayisinin rekabet gücünü artıracağız. 
• Kamu alımlarında, uluslararası hukuk çerçevesinde, yüksek katma 
değerli yerli ara mallarla üretime öncelik tanıyacağız. 
 
• Kamu alımlarında, kamu ihale mevzuatını gözeterek, tedarik 
bütçelerinin % 15’inin kadın girişimciler ve genç girişimcilerin kurduğu 
firmalardan yapılacak alımlar için kullanılması yönünde düzenlemeler 
yapacağız. 
 
MERKEZ TÜRKİYE PROJESİ 
YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRETİM VE İHRACAT 
 
• Türkiye’yi dünyanın önemli bir lojistik üssü ve yüksek katma değerli 
üretimin merkezi yapacak Merkez Türkiye projesini uygulamaya 
koyacağız. 
• Merkez Türkiye projesi ile ekonomileri, pazarları, ülkeleri, şehirleri, 
kültürleri birbirine bağlayacak, yakın coğrafyamızda barışı ve huzuru 
pekiştireceğiz. 
• Merkez Türkiye projesini “Kamu-Özel İş Birliği Modeli” çerçevesinde 
inşa edeceğiz. 
• Proje çerçevesinde önümüzdeki 20 yılda, toplam 200 milyar dolarlık 
yatırım gerçekleştireceğiz. 
• Bu yatırımların % 20’sinin kamu, % 80’inin ise özel sektör tarafından 
yapılmasını sağlayacağız. 
• Özel bir yasayla faaliyet gösterecek Merkez Türkiye’nin yönetiminde 
STK temsilcilerinin ve tüm paydaşların yer almasını sağlayacağız. 
 
İSTİHDAM 
 
• Merkez Türkiye projesinin, ülkemizin beşeri ve fiziki kaynaklarını 
kullanarak nitelikli iş olanakları sunmasını sağlayacağız. 
• Bu proje kapsamında doğrudan ve dolaylı etkilerle yaklaşık 2 milyon 
200 bin yurttaşımıza istihdam sağlanmasını olanaklı kılacağız. 
• Merkez Türkiye projesi ile yaratılacak yüksek nitelikli ve yüksek gelirli 
istihdam olanakları ile ülkemizde gelir adaletine katkı sağlayacağız. 
• Merkez Türkiye projesi çerçevesinde istihdam edilecek yurttaşlarımızı 
ILO’nun tanımladığı en üst standartlarla uyumlu çalışma koşullarına ve 
sosyal haklara kavuşturacağız. 
 
AKILLI KENT 
 
• Merkez Türkiye projesi ile odağında lojistik ve yüksek katma değerli 
üretim olan, gelişmiş altyapıya sahip yeni bir akıllı kent inşa edeceğiz. 
• Kentin başta güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerji 
kaynaklarından en etkin biçimde yararlanmasını sağlayacağız. 
• Kurulacak yeni akıllı kentin ülkemizin rekabet gücünü artırmasını 
ve üretken yatırımları uyararak ekonomide verimliliği yükseltmesini 
sağlayacağız. 
 
ŞİRKETLERİN VE İŞLETMELERİN KÜRESEL REKABET GÜCÜNÜN 
ARTIRILMASI 
 
• KOBİ’lerin yeni teknoloji temelli dönüşümlerini hızlandırarak, 
teknoloji yoğun ürün ve üretim süreci geliştirmelerini sağlayacağız. 
• Şirket birleşme ve devralmalarını özendireceğiz. Bu sayede ölçek 
ve kapsam fırsatlarından faydalanılmasını ve teknolojik olanakların 
paylaşımını sağlayacağız. 
• Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) görüşmelerinde aktif 
rol alabilmek için AB ile etkin bir müzakere süreci yürüteceğiz. 
 
ŞİRKETLERİN DEĞER ZİNCİRİNDE KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRETİM 
AŞAMALARINA GEÇİŞİ 
 
• Ar-Ge faaliyetlerinin üretim odaklı ve tasarım sürecini kapsayacak 
şekilde yürütülmesini sağlayacağız. 
• Ürün ve süreç tasarımını Ar-Ge faaliyetleri kapsamına dâhil edeceğiz. 
• Türk Tasarım Danışma Konseyi’ni daha etkin hale getireceğiz. 
• Tasarım Strateji Belgesi’ni titizlikle uygulayacağız. 
• Bu strateji kapsamındaki tasarım politikalarının yürütülmesi için 
“Türkiye Tasarım Enstitüsü’nü” kuracağız. 
 
BİLGİ EKONOMİSİ ATILIMI: BİLGİ TEKNOLOJİLERİ 
 
• Yeni teknoloji atılımında kamunun sürükleyici bir güç olmasını 
sağlayacağız. 
 
• Bilgi teknolojilerinde sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten ülke 
olacağız. 
• Bilgi ekonomisine dönüşüm için yeni teknoloji ve Ar-Ge alanları ile 
eğitim başta olmak üzere sosyal gelişmeyi kapsayan alanlarda yapısal 
reformları gerçekleştireceğiz. 
 
EĞİTİM VE EKONOMİ ARASINDAKİ BAĞIN GÜÇLENDİRİLMESİ 
 
• Bilgi ekonomisine geçmek için eğitimde eşit fırsatların ve koşulların 
yaratılmasını sağlayacağız. 
• İş gücümüzün yeni teknolojilere uyum sağlamasına dönük olarak, 
tüm çalışanları mesleki eğitim ve hayat boyu öğrenme olanaklarına 
kavuşturacağız. 
• Bilim, teknoloji ve eğitim alanlarında uzaktan eğitim olanaklarını 
kullanarak yurt içi ve yurt dışındaki uzmanların deneyimlerinden 
yararlanacağız. 
• Okul öncesi eğitimi bilgi ekonomisine geçiş için nitelikli ve kapsayıcı 
bir hazırlık süreci olarak geliştireceğiz. 
• Küresel rekabet gücünü artırmak için erken yaşlardan itibaren en az 
bir yabancı dilin iyi düzeyde öğrenilebilmesini sağlayacağız. 
• Eğitimin tüm kademelerinde bilişimin yerini artıracağız. 
 
AR-GE VE YENİLİKÇİLİK ÇALIŞMALARI 
 
• Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payını, AB standardı olan % 3 
düzeyine çıkaracağız. 
• Ar-Ge desteklerine erişimi kolaylaştırmak ve desteklerin etkinliğini 
artırmak için kurumlar arası form ve süreç farklılıklarını ortadan 
kaldıracak, eşgüdümü sağlayacağız. 
• AB ülkelerinin ‘’akıllı uzmanlaşma’’ stratejisini bölgesel ekonomilere 
uyarlayacağız. Bölgesel Ar-Ge politikalarını bu stratejiye göre 
oluşturacağız. 
• Kamu araştırma kurumlarının kapasitesini ve sayısını artıracak, etkin 
kamu desteğiyle kamu araştırma kurumları, üniversite ve sanayi iş 
birliği modelini geliştireceğiz. 
• Ar-Ge faaliyetlerini kurumsallaştıracak, yeni uluslararası Ar-Ge 
ortaklıkları kuracağız. 
• Bilişim ve teknoloji alanında kamu politikaları geliştirmek ve 
harcamaların etki analizini yapmak üzere bir veri bankası oluşturacağız. 
 
AR-GE MERKEZLERİ 
 
• Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Teknoloji Geliştirme Merkezleri ve İş 
Geliştirme Merkezleri’ni yeniden yapılandırarak “Bölgesel İş ve Teknoloji 
Geliştirme Merkezleri” kuracağız. 
• Merkezlerin işleyişini düzenleyen mevzuatı basitleştireceğiz. 
• Merkezlerin, bölgelerin özellikleri göz önüne alınarak belirlenecek 
sektörel uzmanlıklar geliştirmelerini sağlayacağız. 
• Bu merkezlerde üretim teknolojileri, iş ağı ve pazar geliştirme, ihracat 
ve insan kaynakları alanlarında destek sağlayacağız. 
 
BİLİŞİM REFORMU 
 
• Yerli yazılım üretimini teşvik edecek, yazılım sektörünün büyümesi 
için destek vereceğiz. 
• Bilişim sektörüne yönelik güçlü bir talep oluşmasını kamu desteğiyle 
sağlayacağız. 
• Bilişim alanında ara elemanı eğitimine öncelik vereceğiz. 
• Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (UMEM) kapsamında 
üniversite mezunu genç işsizlere bilişim eğitimi vererek istihdam 
yaratacağız. 
• Yazılım ihracatını engelleyen dolaylı vergileri kaldırarak bilişim 
sektörünün uluslararası rekabet gücünü artıracağız. 
 
KOBİ’LERDE BİLİŞİM DÖNÜŞÜMÜ 
 
• Bilgi ekonomisine dön&uu